Şeyhmus İDRİSOĞLU

SESSİZ AĞLAMALAR


Şeyhmus İDRİSOĞLU
20 Şubat 2013 Çarşamba 10:52

Henüz gün aydınlanmamıştı. Gecenin sabaha ulaşamamış zamanlarından birinde kapı çalıyordu. Doğrusu buna “kapı çalmak”değil de kapıyı dövmek denebilirdi. Yarı kapalı gözleri duvardaki saati aradı,üçü biraz geçiyordu. Yolunda gitmeyen bir durum olduğu kesindi. Bu saatte hayırlı bir iş için kapıya gelinmezdi. Az sonra ziyaretçilerin kim olduğunu anlamakta gecikmedi. Çocuklarının korkuyla uyanmasını önleme çabasıyla bir çırpıda kapıya yöneldi. Uzun namlulu silahları gördü ilk önce. O malum insanlar ki onlara insan demek abartı olurdu, ellerini havaya kaldırdığı halde tekmelemeye başlamışlardı. Yere yığıldı. Göğsünün tam ortasındaki acının sebebi; tekmeden ziyade evlatlarının hissedecekleriydi. Babalarını kendi evlerinde yabancı adamlar dövüyordu. Bu duygu felaket bir sızı yarattı içinde. Eşi ve çocukları da kalkmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlardı. Küfür ve kaba dayak onurunu kırmıştı ancak el mahkum suskundu. Genç adamı arabaya sürükleyerek götürdüler. Kapana kısılmış olmanın çaresizliğindeydi. Kapıyı kapadıklarında elini zırhlı aracın asla açılmayacağını bildiği camında gezdiriyor, ailesine veda edercesine gözyaşlarını akıtıyordu. Karısı da camı açabilmenin, kocasına son bir kez daha dokunmanın yolunu arıyordu. Çocuklarının bağrışmaları ile aracın egzozundan çıkan ses birbirine karıştı…

Kadın sevdiği adamın ardından bakıp ağlıyordu. Adam kaskatı kesilmişti. Kaçırıyordu gözlerini hayattan. Ailesinden ayrı bir yaşam düşünemezdi ki. Ölümcül ayrılığa belki de ölüme adım adım yaklaşırken dik durmalıydı. İstemsiz bir şekilde gülümsedi. Yüzünü esir alan acıyı maskelemek istedi. Sonra aracın hareket yönüne baktı. Gittikçe belirsizleşen yolun nereye gideceğini bilmiyordu. Yanındakilerin de bilgi vereceklerini sanmıyordu. Daha önce götürülenlerin meçhule gittiğini veya uzun yıllar haber alınamadığını bilmek göğsündeki sızıyı biraz daha acıttı…

Yolun sağ tarafındaki dağlar tüm heybetiyle yükseliyordu. Bir yandan o dağın ardını, bir yandan ölümün soğuk yüzünü, bir yandan da sevdiğinden uzak yaşayacağı günleri düşünüyordu. Sevdiği, sevenleri uzaklaşmıştı artık. Ne kadar koşsa da yetişemeyecekti. Ne kadar çabalasa da aşamayacaktı o dağları. Göremeyecekti artık gün yüzü. Meçhul araç zig zak çizerek yola devam ederken düşüncelere daldı… Yaşasa da sevdiği olmadan yaşayacak, onsuz sabahlara uyanacaktı. Teninin kokusunu duyamayacağı geceleri hayal etmek mümkün olmadı.Ya çocukları? Mahalledeki arkadaşlarıyla kavga ettiklerinde kime koşacakları “baba “diye? Bayramlarda kimin elini öpüp harçlık alacaklardı? Kalbi sıkışır gibi oldu. Ne aradığını bilmeden ceplerini yokladı. Dudakları kurumuştu. Bir yudum su ile ıslatmak lazımdı çorak toprağa dönmüş ağzını. Gözünden süzülen yaşların tuzu ile nemlendi biraz dudağı. Titrek bir “ evim ” sözü duyuldu aralanan ağzından…

Evde hakim olan ağır yas havasını dağıtmak istercesine çocuklarına seslendi genç kadın; “ çabuk yatağa, sabah okula nasıl kalkılacak! “ Şimdi karanlık günlerin tam orta yerindeydi. Sevdiği adamı kalbinden söküp almışlardı. Sürükleyip götürdüklerinde bir şeyler söylemek istemiş ama ağzında kelimelerin çıkmasına müsaade etmemişlerdi. Tek başına kalacaktı. Çünkü götürülenler bir daha geri gelmiyordu. Hayat mücadelesi onun omuzlarına yüklenmişti. Gözyaşları yanağından süzülürken sesiz ağlamalara bıraktı kendini. Dudaklarından heceleyerek dökülen kelimeleri defalarca tekrarlandı. “Seni her zaman sevmeye devam edeceğim. Dünya döndükçe…” Adam sanki hissedip duymuş gibi “ karım ”diyebildi. Kurumuş ve yutkunmakta zorluk çektiği boğazından başka bir kelime geçemedi. Dağın diğer tarafında araç durduğunda korktuğu son başına gelmişti. Uzun bir işkence süreci başlamıştı. O da binlerce arkadaşının kaderini paylaşıyordu artık. Umudunu yitirmeden katlandı zalimin zulmüne. Hep günün birinde evine döneceği anı hayal etti.

Yıllar sonra tesadüf sonucu köylülerin bulduğu kemikleri dışında ailesine ulaşan parçası kalmamıştı. Çok sevdiği karısı, DNA raporu eline verilince yığılıp kalmıştı kocasını uğurladığı o kapıda…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık