Veysel KASAR

Şeytanın Hedef Tahtasındaki Müslüman


Veysel KASAR
22 Haziran 2011 Çarşamba 17:44
İslami hizmetler Müslümanların destekleri ile taşınan birer hazine gibidir. Nerede İslami bir kıpırdanma varsa, orada bu hazineyi taşımak ve yüceltmek için elini taşın altına koyan birileri var demektir.

Dine hizmet büyük bir iştir. Muazzam bir nimettir. Allah’ın lutuf ve ihsanıdır. Bu lutfa, ihsana mazhar olmak kaderin takdir ve taksimi ile belirlenmiştir. İnsana düşen bu ihsanları kabul edecek liyakata ulaşmaya gayret göstermek; güzel niyetlere sahibi olmaktır..

Dini hizmetlere arka çıkmak, Allah’a karşı bir şükür ifadesidir. Çünkü Müslümanlık büyük bir nimettir. Nimet ise, takdir edilirse yücelir ve gelişir. Yüce Allah, “Şükrederseniz arttırırım” ferman ediyor. İslam nimetini takdir etme usullerinden birisi de, herkesin, gücüne göre bu hizmetlere destek olmasıdır.

Bu durum, İslam tarihinin ilk yıllarından itibaren bu minval üzere devam edip gelmiştir. Hz. Peygamber varlıklı Müslümanları, kendilerini İslamın yücelmesine adamış olan Suffe ashabının hizmetlerine yardım etmeyi emir ve teşvik etti. Bu emir ve teşvikler doğrultusunda Tebük savaşı hazırlığında Abdurrahman b. Avf, Suffe’ye 200; Hz. Ömer (r.a) ise 100 okiyye sadaka verdiler. (Bir okiyye yaklaşık 400 dirhem; bir dirhem de yaklaşık 3.5 kg.dır.)

İslamı sonrakı nesillere ulaştıran Suffe ashabı, bu yardımlar ile hayat sürdürür ve savaş hazırlığı tutardı.

Abdurrahman ‘ın bu alandaki fedâkarlığı görülmeye değerdi. Dini hamiyetle servetini ortaya koyan bu zata, aile fertlerine ne bıraktığı sorulunca, “Allah ve Rasülünün vaat ettikleri rızık ve hayırları bıraktım” derdi.

Münafıklar yardımları görünce az ya da çok getirenlere sataşırlardı. Bir sahabi çok az bir şeyle gelmişse, münafıklar onunla ilgili, “bu (adam) getirdiği şeye herkesten daha muhtaç” diyerek alay ederlerdi. Çok getirmişse, ona da, “bu da gösteriş için getirdi” diyorlardı.

Ensar’dan Ebu Ukayl (r.a.) bir sa’ hurma getirdi. Onunla da alay edildi. Ebu Ukayl ise kendini şöyle savunmuştu: “Vallahi bundan başka getirecek bir şeyim yok. İki sa’ hurma kazanmak için bütün gece su çektim. Kazandığımın yarısını aileme bıraktım, yarısını da buraya getirdim.”
Günümüzde Ebu Ukayl ruhlu insanlara ihtiyaç var. O, az ya da çok düşüncesinden uzaktı. Himmetini dinin hizmetine yöneltti. İki sa’ hurma kazancı için gece sabaha kadar su çekti. Bu niyet ve azim, İslami hizmetler için çok önemli bir ibret olmalı.

Milletler, hizmetler ve dinler, himmetlere göre yücelir. “Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir.”

İnsan himmet ve gayretine göre değer alacaktır. Himmet ve gayretlerimizi ise niyetlerimiz meydana getirir. Söz konusu olan, “Para ise” şeytan hemen devreye girer. Şeytanın en büyük hilesi, fakirlik tehlikesini işletmektir. Kişinin himmeti paraya uzanacağı sırada, şeytan hemen yola çıkar ve der ki; “Aman, paraya elini uzatma, ihtiyaçların var, evine, eşine, çocuklarına şunu-şunu alman lazım” …

Oysa, rızkı veren Allah’tır. Allah dilerse rızkı bir kişi için genişletir, dilerse daraltır. Bu hususta Kur’anda çok sayıda ayet vardır. Şeytanın tuzağı mü’min için ciddi bir sınavdır. Sınavın kazanç getiren yönü, “din için gayretin” Allah ve Rasülünün emri olduğunu hatırda tutmak olsa gerektir. Çünkü , “Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder.” Sanırım, bu sınavda dikkate alınması gereken önemli bir şık da bu ayet meali olmalı. Kısacası, şeytanın hedef kitlesi sadece cahiller değil, “bilen ve bildiğini sananlar” olarak hepimiz, hedef tahtasındayız.
Sahabilerle ilgili hadiseler için bkz.: Kandehlevi, Hadislerle Müslmanlık, c.2,s.501 vd. Kalem y.1979 İstanbul.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık