Duygu SUCUKA

ŞİDDET


Duygu SUCUKA
6 Aralık 2012 Perşembe 18:24

Şiddet. Olumsuz anlamı üst
seviyede bir kelime. İçeriğine bakınca çok fazla çeşidi var. Tüm canlı
varlıklara uygulanan çeşitlerini düşününce o kadar çok karşılaşmak mümkün ki
onunla, hayatın her aşamasında, her alanda, her adımda karşımıza çıkıyor. Hele
ki bizim gibi, öfke kontrolu zor toplumlarda çok iç içe olunan, çok samimi
durulan bir kavram.

Şiddeti, daha önceki çalışmalarımızda,
Güneydoğu’nun bazı illerinde kadına yönelik şiddet ve intiharlar olarak
işledik. Bu defa yalın haliyle ele almak, her yönüyle işlemek, tüm türleriyle
irdelemek istedik.

29 Kasım 2012 günü, Güneydoğum Derneği olarak
düzenlediğimiz, Ufuk Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı ŞİDDET konulu
çalıştaya Ankara Valiliği de destek verdi. Türkiye’de bu konunun uzmanı olan
Akademisyenler, Sosyal Hizmet Uzmanları, konuyla ilgili Bakanlıklar,
Kadın-Aile-Yaşlılarla ilgili Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri, kadına
yönelik şiddetle ilgili olarak Ankara Valiliği ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile
birlikte “Gelincik Projesi”ni
yürüten Ankara Barosu Çalıştaya davet edilenler arasındaydı.

Açılışta konuşma yapan Ankara Vali Yardımcısı
Turan Atlamaz ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Aşkın Asan, şiddet
konusunun önem ve ehemmiyeti üzerinde dururken kendi yaşadıklarından örnekler
verdiler ve bu konuyla Kurumları adına mücadele etmek için kararlılıkla
çalıştıklarını ifade ettiler.

Açılış programından
sonra çalıştay oturumuna geçildi. Çalıştay programı oluşturulurken, üzerinde
tartışılması gerekli detay başlıklar olarak şiddetin türleri, şiddetin önlenmesi,
şiddet karşısında hak arama, şiddet uygulayanlar, şiddet
mağdurlarının rehabilitasyonu
gibi konu başlıkları belirlenmişti. Ancak, oturum süreci içerisinde
konuşmalar kadına yönelik şiddet etrafında döndü. Buradan da anlaşıldığı gibi,
ülkemizde kadına yönelik şiddet vahim boyutlarda.

Şiddet denince ilk akla gelen aile içi şiddet
oluyor. Oysa hayatımızın her alanında şiddetle yüz yüze yaşamaktayız. Okulda
şiddet, öğrenciye öğretmen dayağı ya da öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları
şiddet, vs. Okulda şiddet çok önemlidir ve okullarda yasaklanmasına
rağmen, olmadığından söz edilemez.
Sokakta, sporda, kışlada, karakolda, cezaevinde, kamuda, hastanede, bakım
evinde her türlü şiddetle (fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel) karşılaşmak
mümkündür.

Öncelikle çocuğa şiddet konusu ele alındı. İlk
oturumu yöneten Hacettepe Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı Bölümünden Prof. Dr.
Ferhunde Öktem, uzmanlık alanı olması vesilesiyle önce bu konuya eğilinmesini
tavsiye etti.

Sonraki oturumlar, Ufuk Üniversitesi Psikiyatri
Bölüm Başkanı Prof. Dr. Salih Battal tarafından yönetildi ve özellikle kadına
yönelik şiddet üzerinde duruldu, tüm şiddet türlerine karşı çözümler arandı.

Çalıştay esnasında üzerinde durulan konular özetle şu şekilde idi:

  • ·
    Anne-baba
    kontrol edilemeyen öfke nedeniyle çocuğa şiddet uyguluyor. Anne-babayı eğitmek
    gerekiyor.

  • Ülkemizin ekonomik şartları nedeniyle okullarda serbest kıyafet
    uygulaması eğitimde şiddettir.
  • ·
    İstanbul Sözleşmesi, AB’deki tüm
    ülkeler imzalamadığı için yürürlüğe girmediğinden uygulanamıyor.
  • ·
    Şiddet
    haberleri verilirken yargının ve medyanın dili çok önemlidir ve iyi irdelenmesi
    gerekir.. 14 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz olayında, yargı “rızaen” lafını
    kullanabiliyor. Bu son derece üzücü bir ifadedir. 14 yaşındaki çocuğun rızası
    olmaz.
  • ·
    Yine
    medyanın da dili önemlidir. Bir şiddet olayı verilirken kadının suçu varmış
    gibi veriliyor. Ve ismi baş harfleriyle de olsa deşifre ediliyor, bu da
    yanlıştır. Gerek mağdur gerekse şiddet uygulayan, her ikisi de deşifre
    edilmeden ve özendirilmeden haber yapılmasına dikkat edilmelidir. Mağdurun
    almış olduğu darbe, diğerlerini şiddete özendiriyor.
  • ·
    Şiddete
    maruz kalanlar için, “mağdur” kelimesi yerine “şiddete maruz kalan” deyimi
    kullanılmalıdır.
  • ·
    Kişiliğin
    göstergesi “kadın” kelimesi kullanılmamaya başlanmıştır, kullanılmalıdır.

  • Şiddeti önlemenin en önemli yolu eğitimdir.

  • Şiddeti önlemek için şiddet uygulayanları içeri atmak değil,
    birinci dereceden koruyucu önlemlerle başlamak lazım.

  • Şiddeti önlemede kurumlar arası işbirliği ve uygulama çok
    önemlidir. Kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdüm olması gerekir. Bu anlamda
    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 19 yaş grubunda yer alan gençlere Rehberlik
    ve Danışmanlık Hizmeti veriliyor.

  • Psikolojiyle ilişki konusunda bir eksiklik var. Hukuk, medya, vs,
    dallarında Psikoloji dersi verilmeli.

  • Kanunlar var ama uygulamaya dönük çalışmalar yapılması gerekiyor.
    Her kuruma çok büyük görev düşüyor.

  • Her 10 kadından 4 tanesi fiziksel şiddete uğruyor.

  • Kadını koruma amacıyla çıkartılan yasalar uygulanırken,
    uygulayıcıların olası istismarlara karşı da dikkatli olmaları gerekir.

  • Boşanan kadınların, ayakları üzerinde durabilmeleri için iş ve
    meslek sahibi olmaları sağlanmalıdır.

  • Olay vuku bulmadan çok önce bilinmesi gerekiyor.

  • Kadın ve çocuklar dezavantajlı gruplar arasında görülmemeli.

  • Toplumsal cinsiyet bakış açısını her aşamaya yerleştirmek gerekir.

  • Toplumun her kademesindeki çalışanlara, gruplar halinde, öfke
    kontrolu, stres yönetimi eğitimleri verilmeli.

  • Yaşlılara uygulanan şiddet kapalı kutu. Yaşlılar konusunda BM’de
    bile hiç bir adım atılmamış. Okullardan başlayıp yaşlıya saygıyı öğretmek
    lazım.

  • Türkiye 47 Avrupa ülkesi arasında, şiddeti önleyemediği için
    tazminata mahkum edildi.

  • İşyerlerinde mobing uygulanabiliyor. Dolayısıyla Yönetici
    pozisyonundaki kişilerin eğitilmesi gerekiyor.

  • Hekimler, hasta yakınlarından haksız şiddet görüyor. Aynı şekilde
    öğretmenler, avukatlar, toplumla bire bir çalışma koşullarında olan diğer
    meslek sahipleri de şiddet görebiliyor.

  • Şiddetin kaynağında sevgisizlik, doyumsuzluk, merhametsizlik,
    yoksulluk, bazen de zenginlik, cahillik, maneviyatsızlık yatmaktadır.

  • Eğitimli, kariyer sahibi kişilerin de şiddet uyguladığı
    görülebiliyor. Demek ki eğitim sisteminde de yanlışlık var.

  • Şiddet
    olayını hak olarak görme (kocanın karısı üzerinde, ebeveynin çocuk üzerinde terbiye hakkının bir
    parçası olarak görme), bakış açısının / zihniyetinin toplumda değişmesi
    gerekiyor.

  • İş
    Kanununda sığınma evlerindeki kadınlar için pozitif ayrımcılık içeren düzenleme
    yapılmalı.

  • Şiddet mağdurlarının rehabilitasyonu yanında şiddet
    uygulayanların da tedavi edilmesi ve psikolojik destek alması, sağlıklı
    olmadıkları için topluma yeniden kazandırılmaları gerekir.

  • Okullarda şiddet çok önemli. Amerika’da okullarda şiddet Türkiye’nin
    10 katı fazla. Yapılan bir çalışmaya göre; öğretmen tutumu olumlu ise şiddet en
    düşük düzeydedir. Öğretmen, işini severek yapıyorsa, çocuğu varsa, yaşı ileri
    ise şiddet algısı düşüktür.

  • Sosyal devlet ilkesine uyulmadıkça sosyal sorunlar ve şiddet artacaktır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık