Mustafa GÜNEŞ

SİLAH VE SAVAŞ


Mustafa GÜNEŞ
8 Aralık 2012 Cumartesi 10:34

İnsanlığın evrim ve gelişim tarihine göre, insan denen varlığı hayvandan ayıran en önemli ölçü,”alet yapmak” özelliğidir. Canlılar dünyasına baktığımızda birçok hayvanın alet kullandığı görülür.

Canlılar açısından alet kullanmak varlığını sürdürmenin içgüdüsel özelliği iken; alet yapmak gelişkin ve yaratıcı bir beyin özeliğinin göstergesi oluyor.

Günümüzden yaklaşık 3,5 milyon yıl önce, atalarımızdan birileri, bir “çakmak taşını” başka bir taşla kırıp kesici bir alet elde ettiği gün, hem hepimiz adına insan olmanın ilk adımını atmış, hem de ilk silahı icat etmiş oldu.

Onun için de hiç tereddütsüz silah, insanoğlunun yaptığı ilk alettir diyebiliriz. İlk icat olduğu, çok kullanıldığı, artan nüfusla beraber avlanma şartlarının da giderek zorlaşıp karmaşıklaştığı ölçüde; en çok üzerinde düşünülen, pratikte ortaya çıkan yetersizlikleri geliştirilen alet hep silah olmuştur.

Başlangıçta kendilerinden çok güçlü hayvanların avlanması, ayrıca yok edici tabiata karşı varlığını korumak güdüsü dayanışma gerektirdiği için, belirli kitleler halinde bir arada bulunma zorunluluğu vardı. Onun için de o zaman savaş yoktu.

Zaman içinde çoğalan nüfus, tabii olarak bir birinden kopmak zorunda kalan kitleler (klan) yarattı. Kopan her kitle de başka alanlar buldu ve sınırını belirleyip oraları kendi klanlarının egemenlik alanı ilan etti.

SAVAŞ BAŞLIYOR

Böylece o güne kadar sırf avlanmak içini kullanılan silahlar, bu gelişmeden sonra artık alanlarını korumak için birbirlerine karşı kullanılmaya başlandı. O günden beri de savaş dönemi başlamış oldu.

Bunun doğal sonucu olarak, bütün ihtiyaç giderici aletlerin geliştirilmesi bir yana bırakılıp tüm enerji silah geliştirme üzerine yoğunlaştırıldı.

Tarihte hiçbir alet silah kadar hızlı geliştirilmemiştir. Halen de öyledir. Hatta insanların hayatını kolaylaştıran birçok alet de silah araştırmaları sırasında bulunmuştur.

HER TALEP ARZINI YARATIR

Aklım bir şeylere basmaya başladığından beri, nerede savaş üzerine bir konuşma dinledim veya okuduysam, hep aynı cümleleri duydum.

—Silah tekelleri savaş çıkarıyor!

—Savaşanların ellerinde aynı fabrikaların silahları!

—Silah tekelleri ellerindeki stoklar birikince, savaş çıkarıyorlar!

—Emperyalizmin kanlı elleri!

Dikkat ederseniz, bu sözlerin hiç birinde, savaşanların ve savaş kararını verenlerin “insan” olduğundan söz edilmiyor.

Sanki silah fabrikaları silahlarına;

—Haydin silahlar! Ne diye uyuyorsunuz? Bu gün dünyanın falan köşesi çok sessiz, kimse savaşmıyor. Siz de depolarda paslanıp duruyorsunuz. Oralara gidip biraz savaş çıkarın da siz paslanmaktan kurtulun, bizim de cebimiz dolsun, diyorlar.

Silahlar da çizgi filmlerdeki gibi katar halinde hemen oraya giderek savaş çıkarıyorlar…

Hırsızın hiç suçu yok, yani.

Oysa herhangi bir “ekonomi ders kitabı”nın kapağını açın; İlk konu “ihtiyaç” ve o ihtiyacın karşılanmasıyla ilgilidir ki buna “talep” denir; ikinci konu ise bu talebin karşılanmasıdır ki ona da “arz” denir.

AFGANİSTAN ÖRNEĞİ

Afganistan’ın dünyanın en ünlü “uyuşturucu” üretim merkezi olduğunu bilmeyen yoktur. Aynı zamanda yıllardır bin türlü kirli savaşın sürdüğünü de bilmeyen yoktur.

Oysa onca uyuşturucu üretilmesine rağmen Afganistan’da uyuşturucu bağımlısı yok denecek kadar azdır. Üretirler ama kullanmazlar; çünkü öyle bir ihtiyaçları yok.

Diğer yandan bir gemi dolusu “kalaşnikof”u götürüp Hollanda’nın Başkenti Amsterdam’ın orta yerine dökün, burada da kimsenin ilgilenmediğini, dönüp bakmadığını göreceksiniz. Çünkü Hollandalıların da  “silah” gibi bir ihtiyacı yoktur.

Şimdi İşlemi tersine çevirelim: Yani uyuşturucuyu götürüp Amsterdam’ın ortasına; kalaşnikofları da Kâbil’in meydanına dökün.

İnsanların onları nasıl kapışacağını, ele geçirmek için nasıl boğuşacaklarını, nasıl birkaç dakika içinde bitireceğini tahmin edebiliyor musunuz?

Çünkü her kes arayıp da bulamadığı ihtiyaç malzemesine kavuşma fırsatı bulmuştur.

SUÇ PROJEKSİYONU

Psikolojide ego savunma mekanizmalarının en çok kullanılan türü,”projeksiyon” dur (yansıtma).

Yani psikoloji der ki, çoğu insan yanlış bir davranışta bulunduğunu anladığı zaman tepkileri savuşturmak, kendini temize çıkarmak için,“  hepsi filancanın yüzünden oldu; o olmasaydı, ben böyle yapmazdım; o yaptırdı.” gibi bir mazeret uydurup suçunu ihale edecek birini bulmaya çalışır.

SAVAŞAN İNSANDIR

İşin gerçeği, silah ve savaş konusu kadar hiçbir örnek bu psikolojik davranışa iyi örnek olamaz.

Fabrikalar silah ürettiği için insanlar savaşıp birbirilerini öldürmezler. Tersine insanlar savaştığı için fabrikalar silah üretirler.

Onlar savaştıkça daha fazla silah ister; fabrikalar da onlar istedikçe daha çok silah üretirler.

Çünkü silah üreten şirketler ticari kuruluşlardır ve kazanç elde etmek için kurulmuşlardır. Öyle bir ihtiyaç olmasaydı onlar da silah üretmez, diyelim ki, gazoz kapağı veya konserve kutusu üretirdi.

Kısaca insan, onca modern görünüp modern giyinmesine rağmen, beyin yapısı olarak genel evrim çizgisinin henüz çok başında ve henüz ilkel içgüdülerinin pek azını geride bırakmış durumda.

Kaç milyon yıl sonra geride bırakır bilemem. Ama onlar bu ilkelliğini sürdürdüğü sürece silahlar da üretilmeye devam edecektir. Diyelim ki bir emir çıkardınız ve bütün silah fabrikalarını kapattınız. Savaşın biteceğini inanır mısınız?

Savaşanlar ne yapıp eder, kendi silahlarını yaparlar.

Mesela, tarımsal gübreden bomba yapmak silah fabrikalarının bile aklına gelmemişti.

SONUÇ

Einstein’ in bir sözüyle bağlayalım:

Büyük dâhiye sormuşlar:

—Üçüncü Dünya Savaşı “ çıkar mı, çıkarsa ne olur üstat? Diye.

—Üçüncü Dünya Savaşı çıkar mı çıkmaz mı bilemem. Ama Dördüncüsünün sopayla yapılacağını çok iyi biliyorum. Demiş.

Nerede bir savaş varsa, bilin ki, mutlaka birileri oraya silah yetiştirir.

 

6.12.2102

Mustafa Güneş/URFA

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık