Şeyhmus ÇAKIRTAŞ

Siyasetin Basiretsizliği


Şeyhmus ÇAKIRTAŞ
8 Ağustos 2011 Pazartesi 21:51
"Siyasetin basiretsizliği milliyetçiliği, milliyetçilik faşizmi, faşizm insanlığın yok oluşunu getirir.” Her halde son günlerde yaşananların en iyi tanımı, yukarda ki kelimelerde saklı olsa gerek. Yıllardır süren Kürt Sorunu kaynaklı problemlerin çözülme umudu ufukta belirmişken, Silvan’da patlak veren olay, çözüme dair hiçbir şey üretmeyenler açısından tam anlamıyla bir can simidi oldu. En başta hükümet, CHP ve MHP olaydan nemalanarak sokakları hareketlendirmekte sakınca görmediler. Değişik kentlerde baş gösteren organizeli tepkiler, tek bir elden yönetilircesine öylesine arttı ki, Aydın’ın Germencik Beldesinde olduğu gibi, tek amaçları üç beş kuruş para kazanmak olan Kürt İşçiler hedef haline getirildi. Hem de ölen askerler için halay çektiler iddiasıyla… Ama ne ilginçtir ki ölümlere halay çektikleri iddia edilen işçilerden Ağrı’lı olan işçinin amcasının oğlu, Silvan olayında hayatını kaybetmiş, acısı Aydın Germecik’te inşaata çalışan amcasının oğlunun yüreğini düşmüştü.. Bu acıyla kıvranırken, bir de linç edilme tehlikesi geçirmiş, canını Germencik’i apar topar terk ederek kurtarmıştı.... Biri askerde canını veriyor, biri Kürt olduğu için linç ediliyor. Var mı dünyada böyle bir şey? Bu nasıl bir çelişkidir ki Kürde hep ölüm düşüyor, sürgün ve baskı düşüyor? Bu ülkenin batı bölgelerinden Kürtlere defolun naraları yükseliyor. Hükümet ne yapıyor, olup bitenleri izleyerek bir nevi linç olaylarını teşvik ediyor… Silvan kırsalında yaşanan olay elbette hepimizi derinden yaralamıştır. Gencecik insanların hayatlarının baharında yaşamlarını kaybetmesi kadar acı verici bir şey olamaz.. Onlar geri gelmemek üzere aramızdan ayrıldılar. Evlatlarını kaybedenler bir ömür acılarını yüreklerinde hissedecek, gencecik yüzlerini hatırlayacaklar. Silvan‘da yaşanan olay “her nasıl olduysa” sonuç oldukça sarsıcı ve yakıcı oldu. Olayda karanlık noktaları bilmemize şimdilik imkan yok. Havadan bombalama yapıldı mı yoksa göğüs gögüse bir çatışma mı yaşandı, tam olarak bilemiyoruz. İlginç olan olayın yaşandığı 14 Temmuz’da birkaç siyasal gelişme iç içe gelişiyor, ülke gündemine girmesiydi. DTK uzun süredir üzerinde çalıştığı Demokratik Özerklik Projesini hayata geçireceğini dünyaya ilan ediyor, BDP meclise dönüp yemin edip etmeyeceğini tartışıyordu kendi içinde. Tam da bu tarihte olayın patlak vermesi elbette düşündürücüdür. Olayın gerçekleştiği 14 Temmuz’dan bu yana, basın yayın kuruluşları, devletin kurumları olayın etkisiyle tam hız milliyetçiliği pompalayarak, olaydan nemalanıyorlar… Keza hükümet sokakların harekete geçmesinden rahatsız olmadığı gibi, sokaklarda Kürtlerin linç edilmesine sessiz kalıyor. Bir anda Türkiye gündemi değiştiren Silvan’daki olay, sanırım daha çok konuşulacak. Gencecik insanlar hayatlarının baharında yaşamlarını kaybettiler. Kurşun ya da bomba nereden gelirse gelsin, sonuçta ocaklara ateş düştü. Bin bir umutla büyütülen çocuklar, nereden geldiği belli olmayan ateşe kurban gittiler. Bu olay bir kez daha göstermiştir ki, Kürt Sorunu çok kanlı olaylara gebe. En küçük bir kıvılcım çok sayıda insanımızın canına mal olabileceği gerçeği karşımızda duruyor. Yani yangının giderek genişleme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Oysa bu olay yaşanmayabilir, gencecik insanlar ölmeyebilirdi. Ama olmadı. Bir kez daha siyaset aklımız ölümleri durdurmaya yetmedi, silahlar gündemi belirledi. Dikkat edilirse, çatışmasızlık ortamında söylenen sözler çok fazla duyulmaz, barışın önemi anlaşılmaz. Ne zaman ki kanlı bir olay patlak verir, insanlar Kürt Sorunu hatırlar. Oysa Kürt Sorunu yıllardır ülkenin tek gündem maddesi. Sadece zamam zaman sessizleşiyor, zaman zaman da kanlı şiddet olaylarına sahne oluyor. İşte Silvan’da yaşanan son olay, bir kez daha göstermiştir ki, bu sorun çözülmedikçe, her an içimizi yakan bir olay cereyan edebilir. Bu nedenle bu meselenin çözümü ölümlerin gölgesinde değil, yaşamın içinde yapılmalıdır. Bu nedenle derim ki yönetme olgusu sorunların çözülmesiyle ilgilidir. Bu gün Kürtler neden başkaldırıyor diye soranlara sormak gerekiyor. Yönetme sadece askeri önlemler almak, her sorunu askeri yöntemlerle çözmek midir? Yoksa insanların sorunlarına, duygu ve düşüncelerine kulak vermek midir? Sanırsam her şeyden önce, ölümlere sebep olan şartları ortadan kaldırmaktan başka çare kalmamıştır. Bildik beylik laflar çözüm değil, herkes için yıkım getirebilir. Lütfen dikkat…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Şanlıurfa





Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star