Siyasetin bumerangı...


9 Şubat 2012 Perşembe 07:52
 
Nazi Almanya’sın da yaşamış bir papaz olan Martin Niemöller’in tarihe geçen günlüğünde yazanlar bugün yaşadıklarımızı ne güzel anlatıyor.
"Naziler Komünistleri götürdüklerinde sustum. Çünkü ben Komünist değildim... Sendikacıları götürdüklerinde sustum. Ben sendikacı değildim... Sosyalistleri içeri aldıklarında sustum. Ben Sosyalist değildim... Yahudileri tutukladıklarında sustum... Çünkü ben Yahudi değildim... Sonra benim için geldiler. Ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı." - Martin Niemöller.
 
 
Devletin bir kurumunun yaptığını diğer kurumu yasa dışı örgütle bağdaştırması siyasetin temsilcilerinin sorumluluğundadır.
Özel yetkili mahkeme, özel yetkili savcıların çalışma alanları iktidarın alanına girmeye başladı. İş karıştı siyasi karışıklık yaşanıyor. Fırlatılan bumerang fırlatana çarptı.
Nasıl mı Hrant Dink cinayetinde ortaya çıkan tablonun bir başka versiyonu gündeme düştü.
Dink davasında örgüt yok kararı çıktı. En başından olayın içinde polis muhbiri vardı. Muhbirin söyledikleri dikkate alınmadı ve Hrant Dink öldürüldü. Öldürüleceği bilindiği halde önlem alınmadı. Göz göre, göre öldürülmesi beklendi. Olay basit kişisel bir davaymış boyutuna taşındı. Davadan örgüt bağlantısı çıkmadı. Kanıtlar yetersiz bulundu. Devletin üst düzey yöneticileri sadece üzüldüler. Aynen sıradan kahvede oturan haberi duyan elinden bir şey gelmeyen vatandaş gibi tepki verdiler. Davanın üzerine gidemediler. Çünkü altında derin güçler vardı.
 Şimdi ise MİT’in muhbirlerinin KCK içine sızmaları sonucunda yapılan faaliyetleri önlemek üzere polis teşkilatına bilgi verildi mi? Diye MİT’in üst düzey yetkilileri şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılıyor. Hem de sözlü olarak… Bu iki konu da aynı noktadan işliyor.  Özel yetkili mahkeme özel yetkili savcı olursa böyle olur. Genelkurmay başkanını terör örgütü kurmaktan içeri alan hukuk şimdi KCK’nın içine sızan MİT’i sorgulayacak.
Bu olay devletle siyasi iktidarın hukuk alanındaki çatışmasıdır. Özel yetkili mahkeme eski deyimle DGM ( devlet güvenlik mahkemesi) bumerang gibi fırlayıp gelip fırlatana çarpmıştır.
MİT AK Parti döneminde güçlendi. Güçlendikçe siyasi iktidara bağımlı olarak çalışmaya başladı. Hatta daha güçlenmesi için MİT içindeki eski dönemlerden kalanlarında tavsiye edilmesi beklenirken bu olayın ortaya çıkması derin devletle derin siyasetin hesaplaşmasıdır. Bu hamleyle devlet siyasi iktidara şah demiştir.  Siyasetin şah çekmesi için yeni demokratik her kesimi kucaklayan ( din, mezhep, etnik köken ) ayırımı olmayan renksiz kokusuz, vatandaşını güvence altına alan anayasa yapılmasıdır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık