Bermal MELİK

Siyasetin ve Demokrasi'nin Yeni Yılı


Bermal MELİK
31 Aralık 2013 Salı 15:30



2013 yılının son gününü bitirmek üzereyiz.
Ülke gündemi yeni yıl heyecanından çok yerel seçimlere  odaklanmış durumda.
Herkes 2013 yılının bitip yeni olan 2014' deki  olası siyasi değişim ve  dönüşüme evrilmiş durumda. Ancak ülkede sular durulmuyor. Elinde yün yumağını çözmeye  ve döndürmeye çalışan kedilere benzedik.Habire yuvarlanıyoruz.Çözebilene aşkolsun!
Gündemimiz siyaset ve mahalli seçimler.
Doğasına göre siyaset yapmayanlar, sürekli mızrakla gezecek ve un çuvalını patlatacaktır.
Siyaset, un çuvalını patlatmama sanatıdır diyor bazı siyasetçiler.
Rivayet olunur ki, Muhyiddin ibn Arabî bir gün İskenderiye limanında gemiden un boşatmakta olan hamalları seyretmektedir. Bazı hamallar yüksekçe bir yere çıkmış sürekli talimat vermektedir: “Enes, evladım, çuvalı siyasetle tut. Malik, oğlum, çuvalı siyasetle taşı. Ahmet, yavrum, çuvalı siyasetle indir!” ibn Arabî hamallara yaklaşır ve ‘çuvalı siyasetle indirmenin ne manaya geldiğini sorar. Cevap: “Siyasetle indirmek, çuvalı patlatmamaktır. Patladıktan sonra, dövünmenin faydası yoktur!”
Türkiye siyasetinde un çuvalı patlamıştır.Ve unlar her yere serpilmiştir.Şimdi bunun toparlanması ve temizliği yapılmaya çalışılıyor ama nafile.!
Bu unlar ancak ve ancak demokrasiyle temizlenir.
Demokrasinin de ilk yolu seçimlerdir.
Önümüzdeki seçim Türkiye’de hem Kürtler hem de Türkler için bir yol ayrımıdır.
Türkiye seçimde “Ya demokrasi ya da kaos” kararını verecek.
Kaos olmasını hiç birimiz arzu etmeyiz. Ölen cocuklar,Türk cocuklari, Kürt cocukları bizim cocuklarımızdır. O bakımdan barış büyük bir olaydır. Hele Ortadoğu’da böyle yüzyıldır çözülmemiş bir meseleyi barış yoluyla çözenleri tarih kahraman olarak ilan edecektir. Seçimden sonra yeni bir Anayasa yapılacaktır. Biz yapılacak bir Anayasanın insan derisi ile kaplı bir Anayasa olmasını arzu etmiyoruz. Bu Anayasada Kürt halkının demokratik hakları, sosyal, politik statüleri belirlenmeli. Zaten Anayasa dediğimiz şey, idare edenlerele, idare edilenlerin yaptığı bir sözleşmedir. Jean Jack Rousso buna “Sosyal Kontrat” demektedir. O bakımdan  cok önemli.
Türkiye’de yaşayan Kürtlerin bu Anayasa için hazırlıkları olmalıdır.  Bu Anayasa mükemmel bir Anayasa olmalı, öz olmalı, kısa olmalı. Militarizme, askeri darbelere, faşizme kapıyı kapamalı. Kürt Halkınında bütün ulusal ve demokratik haklarını içermeli. Bu Anayasada Kürt sorununu belirli bir yere getirmezseniz, yeni bir anayasa yapmanın anlamı yoktur. Demokrasi en çok Kürtleri ilgilendiriyor.

Demokrasinin önündeki en büyük engel Kürt sorunudur. Kürt sorunu çözülmeden ne demokrasi olur, ne de barış olur. O bakımdan bu Anayasa dönemi cok önemli bir dönemdir. Bu Anayasa Türkiye’yi Avrupa Birliğine taşıyacak mükemmel bir Anayasa olmalıdır. Ve biz Kürtler bu anayasada kişililğimizi, onurumuzu, haklarımızı, statümüzü bulmalı ve mutlu olmalıyız. Başka şekilde Kürtlerin yarasına merhem süremezsiniz, iyilestiremezsiniz. Tabiki bu Anayasa parlamentodan geçecektir. Müzakerler olacaktır. Müzakereler sırasında Kürtler çok güçlü olmalıdır. “Biz bunu istiyoruz, bu yanlıştır, bu böyle değildir” diyerek seslerini yükseltmelidirler.
Türkiye şimdi tamamen yol ayrımındadır. Kürt sorunu Türkiye’nin en ölümcül sorunudur.
Kürt sorununu çözecek Türkiye; Ortadoğu’da ve dünyada itibar kazanacak ve öyle büyüyecektir. Bunu çözmeden bir şey yapması mümkün değildir. Şimdi dünya öyle bir noktaya geldiki insanlar artık yalnız ekmek istemiyor. İnsanlar özgürlük istiyor. Bunu da Kürt halkı haketmiş durumdadır. 1806 dan bu yana, Babanzade Abddurahman Paşa isyanından bu yana 200 yıl geçti ve insanlar hâlâ özgürlük mücadelesi yapıyorlar. Özgür olmak, statü sahibi olmak Kürt halkının da hakkıdır. Bence şu anda yapılacak şey Kürtlere statü istemektir. Bu statü,  özerklik olmalı. Özerklikten kastın farkı, Arapların “Hükmü Zat-i” dediği gibi, yani kendi kendini yönetme olayıdır.

Böylece Kürtler rahatlayacak, bölge rahatlayacaktır. Kürdistanı İngilizler, Fransızlarla anlaşıp, bölmüş olanlar bu bölünmüşlüğün bedelini de ödemelidirler. . Şimdi Kürtlerin politik, kültürel, demokratik olarak mücadelelerini yürütmeleri lâzım. Muhakkak suretle Kürtler bir statü istemelidirler.
Son zamanlarda Ortadoğu’da Arap Baharında esen,  ekmek ve özgürlük rüzgarı elbette Türkiye’yi etkiledi.Kürtleri de etkiledi. Gezi olayları ve Rojava bunun en iyi örnekleridir.
Türkiye Kürt meselesini hallederse büyür.“Efendim ben Filistini düşünüyorum, ben dindaşlarımı düşünüyorum, din kardeşlerimi düşünüyorum“ derse, adama döner sorarlar.“Sen niye Türkiye’deki Kürt kardeşlerini düşünmüyorsun, onlar senin kardeşin değilmi?”
İkinci mesele ise, demokrasiyi eksiksiz hale getirmesidir. Türkiye’de artık fikir özgürlüğü olmalıdır. Kimse düşüncelerinden dolayı hapse girmemelidir. Türkiyede, fasizmin, militarizmin devri kapanmalıdır. Herkes sabahleyin, kapısını çalanın sütçü mü yoksa polis mi olduğunu bilme hakkına sahiptir.
Mahalli seçimlerde demokratik esas ve usuller o ülkenin demokrasiye olan sevgisini ve ilgisi gösterir. Ülke mahalli seçimlerde başarılı olmamış ise demokrasiden tabii ki bahsedersiniz. Ancak bu demokrasi halka ne kadar hizmet eder.
Mahalli seçimler demokrasinin dönüm noktasıdır.
Demokrasinin yeni yılı  da 1 Nisan olacaktır!



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star