Recep KOÇAK

Soma’dan çıkan büyük ders


Recep KOÇAK
26 Mayıs 2014 Pazartesi 03:52

Soma’da son yılların en büyük facialarından birini yaşadık. 301 can alnının teriyle ekmek parası kazanmak için girdiklerin madende hayatını kaybetti.

En yakın arkadaşlarının kabri başında, “Tekrar madende çalışacak mısınız?” sorularına muhatap olan işçilerin neredeyse hepsi aynı cevabı veriyor; “Çalışmak zorundayız.”

Eşini yitiren hanımlar, babasının işten dönüşünü beklerken acı haberi alan yavrular, yüreklerine kor düşen anneler ve babalar.. 77 milyon insan bu büyük acıyla bir haftadan beri kavruluyor. İsmi lazım değil bir gazetenin ismi bu sütuna yazmaya değmeyecek yazarı Soma’da hayatını kaybedenler için “O işçiler için bu kaza normaldir hatta müstahaktır, Türkiye layığını buldu" diyerek herkesin kanını dondurdu. Onun bu toprakların insanlarına ve değerlerimize ne kadar yabancı olduğuna dair bu vukuatı ne ilkti, ne de son olacaktı. Aynı yazar başka büyük acıları ele alırken de aynı vicdansızlığı sergilemişti.

Bu zihniyet sahipleri Soma faciasından bir hükümet krizi çıkarma peşindeler. Yabancılaştıkları halkımızla sağlıklı iletişim kuramadıkları ve kendilerini iktidara getirecek yeterli oyu da alamadıkları için her hadiseyi hükümete ve Başbakan Erdoğan’a saldırmak için yeni bir fırsat olarak görüp sarılıyorlar.

Her seferinde de “çizmeyi aşıyorlar”. Farkında değiller, doğrudan hükümetin suçlanmasını gerektirmeyecek hadiselerde bile acımasızca saldırmak onları her geçen gün biraz daha zayıflatıyor, giderek bitiriyor.

“Öküz altında buzağı arayan” ve sürekli kendi ayaklarına kurşun sıkan bu zihniyet sahipleri, “Çizmemi çıkarayım sedye kirlenmesin” sözleriyle herkese ders veren maden işçisi Murat Yalçın’ın olgunluğunu göstermekten ne kadar uzaklar.

Murat Yalçın gösterdiği hassasiyetin nedenini açılarken, “Biz annemizden, babamızdan, büyüklerimizden devletin-milletin malına zarar vermemeyi öğrendik” diyordu.

Bu söz hepimiz için çok önemli bir hatırlatma olduğu gibi, Soma’daki faciayı bahane edip sokaklara dökülen ve etrafı kırıp döken, devletin ve vatandaşın malına zarar veren eylemciler için de bir ömür kulaklarına küpe yapmaları gereken büyük bir insanlık dersidir.

Soma’da meydana gelen büyük hadise sonrası devletin ilgili birimleri sabotaj dâhil bütün ihtimalleri enine boyuna araştırmalıdır.

Basın toplantısında içler acısı bir performans sergileyen işletmenin sahibi ve adamlarının bu hadisedeki sorumluğu aşikâr. İşletmenin patronu ve adamlarının çelişkilerle dolu açıklamaları bize, Başbakan Erdoğan’ın, “Bunların eline üç koyun/kaz verseniz güdemezler, akşama ikisini kaybedip gelirler“ dediği cinsten adamları hatırlattı.

Patron daha birkaç ay önce verdiği mülakatlarda işletmesini anlatırken esmiş, gürlemiş ama yağamadığı ortada. Patron ve adamlarının iki saat süren ve tam bir fiyaskoya dönüşen basın toplantısında madende “yaşam odası”nın olmadığı anlaşılmış oldu.

O basın toplantısını izleyen herkesin, işletmeyi yönetenlerin yaşanan büyük faciadaki sorumluklarının, kusur ya da ihmallerinin payı konusunda –daha önce var idiyse- iyimserliğini yitirdiği kanaatindeyim.

Maden kazalarında dünya ikincisi, Avrupa birincisi olduğumuz ifade edildi. Bilgiler doğruysa bu durum ülkemizin gelişmişliği ve son dönemde altına imza attığı başarıların yanında kabul edilemez ve asla razı olamayacağımız bir tablo. Ulaşımda, sağlıkta, ekonomide geldiğimiz yüz güldüren seviyenin yanında, maden kazaları konusunda ayaklarımıza bağ olacak mevcut durumu değiştirmek için radikal adımlar atmaktan kaçınılmamalı.

THY gibi artık dünya çapında bir markamız var. Orada küresel rakiplerimizi geride bırakıp rekor üstüne rekorlar kırıyoruz. Bu başarıyı içimizden yetişmiş yöneticiler, mühendisler ve personelle yakaladık. Havacılık sektöründe kuralların çok sıkı uygulandığı ve denetimlerin çoğu sektördekinden daha titizlikle yapıldığı biliniyor.

Havayolunun dünyanın en güvenli ulaşım biçimi olması da kurallara sıkı sıkıya bağlılıktan ve kontrol mekanizmalarının, yedekleme sistemlerinin varlığındandır.

THY’dekine benzer bir başarıyı bütün sektörlerde yakalamak için mevzuat, eğitim kalitesi ve denetim anlamında atılması gereken tüm adımların, Soma tecrübesinden sonra atılacağına inanıyorum.

Bin bir acı tecrübe ile belirlenmiş trafik kurallarının ihlalleri sebebiyle her yıl büyük acılar yaşanıyor, on binlerce eve ateş düşüyor.

Türkiye’de 2013 yılında meydana gelen 3 bin 1 ölümlü trafik kazasında 3 bin 659 kişi kaza yerinde hayatını kaybederken 158 bin 164 yaralamalı kazada ise 274 bin 323 kişi yaralandı. Geçen yıl kazaların en ölümlü sebebi yine sürücü unsuru oldu. 110 bin 128 kazaya otomobil karışırken 77 kazaya tren, 99 kazaya at arabası, 55 kazaya tramvay ve 505 kazaya ise ambulans karıştı.
Emniyet Genel Müdürlüğü, 2013 yılında polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde meydana gelen kaza istatistiklerini kamuoyuna açıkladı. Ülke genelinde bir yılda meydana gelen 374 bin 378 kazanın 3 bin 1’i ölümlü, 158 bin 164’ü ise yaralamalı olarak kayıtlara geçti.
Polis sorumluluk bölgesinde meydana gelen bin 944 ölümlü kazada 2 bin 402 vatandaş hayatını kaybederken 133 bin 997 yaralamalı kazada ise 223 bin 980 kişi yaralandı. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise bin 57 ölümlü kazada bin 257 kişi hayatını kaybetti.

…

Maden kazalarında ve trafik kazalarında önümüze konulan karne bize yakışmıyor. Türkiye, her alandaki gelişmenin benzerini bu alanlarda da göstermek zorunda.

Facia sonrası çok sayıda kuruluş Soma’nın acılı aileleri için büyük vaatlerde bulundu. Bunun takipçisi olunacağının bilinmesini isterim.

Başbakanlık tarafından başlatılan kampanyaya destek verip aramızdan ayrılan kardeşlerimizin acılı ailelerinin yaralarının sarılmasına katkı sağlamalıyız.

Deniz Feneri Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ve Derneği ekran yüzü Ramazan Ağabey, ailelerin taziyesi, acılarının paylaşılması için bugün Soma’ya gidiyor. Soma’da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, sevenlerine, yakınlarına sabr-ı cemil dilerim. Allah böylesi acılardan hepimizi korusun.

 

[email protected]

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık