Bermal MELİK

Son Süreç


Bermal MELİK
1 Ekim 2013 Salı 12:33

Demokratikleşme paketi aylardır Türkiye'nin gündeminde. Açılım adı altında ümitleri çok kez kırılmış olan Kürtler olan biteni seyretmekte ve süreci takip etmekte hayli zorlanmakta. Barış ve huzurdan ümidini kesmiş Kürtler ve kamuoyu pakete ilgisiz. Yoksa Türkiye aylardır bir hayali mi gündemde tutmaktadır. Demokratikleşme paketinin, hayal olup olmadığı önümüzdeki süreçte daha netlik kazanacaktır. Sokakta olanların topluma verdiği tahribatın sonucundan ve Ortadoğu'da şekillenen oluşumlardan hareket edersek bunun hayal değil de olsa olsa "pandoranın kutusu" misali gerçekleştiğinden söz edilebilinir. Yunan mitolojisinde adı geçen bu efsanevi kutunun hikâyesi şöyle; Efsaneye göre tarihin bir kesitinde Zeus' un bir çocuğu olur. Zeus çok sevdiği çocuğunu meleklere emanet eder ve meleklere gelen hediyeleri açmayın diye sıkıca tembihler. Fakat Pandoranın kutlama için gönderdiği hediyenin kutusu o kadar güzeldir ki, melekler dayanamayıp kutuyu açıverirler. Kutunun açılmasıyla beraber kutunun içine saklanmış tüm kötülükler dışarı savrulur. Kutunun dibine sıkışan güzellikler ortaya çıkmak istese de kötülükler buna izin vermez. Kutuyu açılmasıyla tüm kötülükler dünyaya yayılmıştır. Kutunun içinde ise sadece umut kalmıştır. Pandoranın kutusu, gizli, örtülü kalan şeyleri açığa çıkarma çerçevesinde kullanılan bir metafordur. AK Partinin demokratikleşme paketi de, açılımı da bu mitolojik hikâyeye benzemeye başlamıştır. Demokratikleşme paketini ve paketin gecikmesini Ortadoğu çerçevesinde analiz etmek gerekir. Çünkü Kürt meselesi, Türkiye’nin iç meselesi olmaktan çoktan çıkmış uluslararası bir mesele olduğu artık gün gibi açıktır. Ortadoğu'da yeni oluşumlar, değişimler ve dönüşümler olmakta, süreç çok hızlı işlemektedir. Mısır, Libya, Tunus gibi ülkelerin yaşadıkları değişimlere şimdilik girmek istemiyorum. Şu an bizi çok yakından ilgilendiren, Suriye’deki oluşumda son durum nedir. Yanı başımızda bir savaş var ve Türkiye'nin bir Suriye politikası var. Hem de çok yanlış bir politikası var. Türkiye'ye Suriye politikasının getirisi nedir, bu soruya cevap bulmak oldukça zor. Hiç bir AK Parti yetkilisi de bunu açıklayamıyor. Komşuların hiç biri Türkiye'ye güvenmiyor. İran Türkiye'yi tehlike olarak görüyor. Suriye Türkiye'yi tehlike olarak görüyor. Irak Türkiye'ye güvenmiyor. Kürtler Türkiye'ye güvenmiyor. Güven ve istikrar olmayan komşuluk ilişkilerinde Türkiye yanlış yapmaya devam ediyor. Komşu ülkelerle sorun yaşayan bir ülke, kendi içinde ne kadar huzurlu olabilir. Bunun iç yansımasının olması kaçınılmazdır. Siyasi konjüktürun dayatması ve Ortadoğu' da yaşanan değişim ve dönüşüm birlikte AK Parti hükümeti Kürt sorununu çözme adına, demokratikleşme paketi adı altında bir barış süreci başlattı. Türkiye bir yandan barış süreci adı altında cesaretli adımlar atmaya kalkarken, dış ilişkilerde Esad rejiminin devrilmesi için başlatılan süreçte direk yer aldı. İçte ve dışta radikal kararlar vermesi gereken Türkiye, içte vermesi gereken hayati önemi sahip süreçte geç kaldı. Ancak Esad'ın devrilmesi için çok hızlı davrandı. İçte geç kalınan süreci de Öcalan'la ilerlemeyi tercih etti. Aslında Türkiye demokratikleşme paketini çekmeceye koymuştu. Ancak gündeminde savaş vardı. Barış askıya alınmıştı. Savaş politikası tutmayınca paket çekmeceden çıktı ve gündeme konuldu. Ancak bu süreçte çok geç kalınıldı. Bu süreçte başarılan tek şey silahların susturulmasıdır. Silahlı mücadele döneminin bitmesi sağlanmıştır. En büyük başarı Öcalan’ı muhatap alması, silahlı mücadele dönemini kapatması olmuştur. PKK de bunu parti programına koymuştur, ama önemli olan PKK' lilerin silahsızlanmasıdır. Bu yaşananları yakından takip eden Rusya ne yaptı? Rusya, Suriye ve İran cephesinde yer aldı. İran Suriye'yi destekledi. Beşar Esad gitmedi. Kürtlerde bir karış toprak vermedi. İran sıranın kendisine geleceğini düşündü. Çünkü Kürtlerle savaşan tarafın kaybedeceğini gören İran ikinci önemli bir çıkış yaparak, Amerika ile görüşme ve diyaloga ( Ruhani -Obama telefon görüşmesi) geçme kararı aldı. Putin ile Obama, Esad giderse ne olacak sorusuna cevap aradılar. El-Nusra din adına adam kesiyor, Kenya'da 200 kişi öldürüldü, Pakistan da bombalanma yaşandı, ISID lideri Afrin'de öldürüldü. Esad gittikten sonra bunların iktidara gelmesini kimse istemiyor. El Kaide dünyayla savaşıyor, Kürtlerde El Kaideyle savaşıyor. Bu da Kürtleri çekim merkezi haline getiriyor. Paketi geciktiren neden Amerika'nın sözüydü. Türkiye kendini barışa değil savaşa endekslemişti, tüm plan ve programı bu yöndeydi. Amerika halkının da savaşı istememesiyle bu plan tutmadı. Türkiye savaşa girme sözü almıştı. Türkiye bir anlamda kandırıldı. Bu süreçte, İran ve Suriye de Türkiye'yi dikkatle izliyorlardı. Onun için İran’da, Suriye’nin de KCK ile flörtü kaçınılmaz olmuştur. İran oyunu çabuk gördü ve PJAK' la anlaştı. Bunun için Türkiye'yi tehlike olarak olarak görüyor. İran ve Suriye Türkiye'nin tersini yaparak, Kürtlerle çatışmaya girmedi. Ta ki Suriye’deki kimyasal silah kullanıldı, binlerce sivil insan katledildi. Uluslararası süreç başladı. Amerika Suriye’ye askeri müdahale kararı aldı, Türkiye askeri müdahalenin olmasına direk destek verdi. İçteki demokratikleşme sürecin gecikmesini esas sebebi budur. Saldırı olacak olmayacak tartışması sürerken Rusya bir manevra yaparak, Suriye’nin kimyasal silahları yok etme önerisini kabul edip, savaşı durdurmayı sağladı. İşte tam burada Türkiye hazırlıksız yakandı. Çünkü Türkiye kendini savaş politikasına odaklamış ve tüm hazırlıkları bu yöndeydi. Savaş politikası tutmayınca, çekmecedeki demokratikleşme paketi çıkarıldı, önümüzdeki günlerde de açıklanacak. Türkiye bunun önlemini hızlı bir reformla, demokratikleşmeyle yapabilirdi. Seçim hazırlığından dolayı bunu yapmadı. Partinin çıkarlarını ülke çıkarlarından üstün tuttu. Türkiye şimdi ne yapmalı? Çok hızlı bir şekilde dönüşüm sağlamalı, seçimden sonra geç olabilir. Türkiye kendi politikasında kaybediyor. Kendi kürdünü oyalıyor. Oysaki Kürt sorunu uluslararası bir mesele haline çoktan gelmiştir. Türkiye bunu görmek istemiyor. Ancak burada Kürtler kârlı çıkmıştır Her zaman tüm yazılarımda belirttiğim gibi Türkiye Kürtlerle hareket etmeli, Türkiye Kürtlerle hareket ederse başarılı olur. El -Nusra ile olan çatışma İmralı sürecini yavaşlatıyor. Tüm YPG' liler Öcalan’ı önder olarak görüyorlar.Türkiye bir yandan Öcalan’la İmralı sürecini başlatıyor, bir yandan da El-Nusrayı destekliyor. Salih Müslim,"Çakallarınızı, tilkilerinizi neden üstümüze saldırtıyorsunuz" diyerek Türkiye El- Nusra işbirliğini ortaya dökmüştür. YPG ile savaşan, El- Nusra'yı destekleyen Türkiye’den, "El- kaide için teröristtir" diye bir açıklama gelmemiştir. AK Partinin çeteci gruplara desteği halen sürüyor. Kenya’da siviller yapılan saldırıyı kınayan tek kişi Abdullah Gül oldu. Türkiye El-Nusrayı desteklemez, tavır almazsa sesini yükseltmezse, Kürtleri karşısına alan bir politikadan yana olursa kaybeden Türkiye olur. Türkiye yanlış politika uyguluyor, bu yüzden süreçte çok sancılı geçiyor. Türkiye Ortadoğu’da yanlış politika uyguluyor. Kendi kürdünü seçime kadar oyalıyor, ama Kürt oluşumu hızla şekilleniyor. Demokratikleşme paketinde geç kalındı. Türkiye Ortadoğu'da gelişen sürecin çok gerisinde kaldı. Açılan paket Rojava'dan geri kalmış bir paket olacak. Hatta bir hafta sonra bu paket, sürecin çok gerisinde bir paket olacak. Demokratikleşme paketinden, KCK ' liler serbest bırakılmaz, anadil anayasal güvenceye alınmazsa süreç tıkanır. Eve dönüş yasası uygulanmazsa süreç gerçek manada gecikir. Türkiye Irak ta da aynı hatayı yaptı. Barzani’yi aşiret lideri olarak değerlendirerek yıllarca muhatap almadı. Daha sonra kırmızı halılar da karşılayarak petrol, doğal gaz anlaşması gibi birçok yatırımlar yaptı. Iraktaki Kürtlerden yana tavır aldığı için kazandı. Yoksa ırak kürdünü kaybederdi. Suriye de de şimdi aynı hatayı yapıyor. Çünkü Kürtleri karşısına alan her politika iflas eder, etmiştir. Umarız ve diliyoruz, tıpkı Irak ta olduğu gibi Suriye'de Kürtlerin yanında yer alır ve Rojava politikasında değişim yaşar. Demokratikleşme paketinde de halkın taleplerine cevap verecek maddelere imza atarsa kazanan Türkiye ve Türkiye halkları olacaktır.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star