Sorarak Öğrenme


22 Kasım 2011 Salı 19:47
Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren
Söz veya yazıya “Soru” diyoruz.
Öğrenme soru sorabilme ile başlıyor.
Öğrenilen her konu,
Alınan her cevap,
Yeni sorulara yol açıyor.
Bu hayat boyu devam eden uzun bir süreç.
Öğretmenin;
Öğrencinin merakını uyandıran,
Düşünmeye sevk eden,
Şaşkınlık yaratan soruları onların derse katılımını sağlar.
Bugünün gençleri;
Hareket içeren,
Gösterişli,
Eğlenceli ve onları sürükleyecek etkinlikleri talep ediyorlar.
Öğretmenler öğrencilerin dikkatini çekebilmek için;
Cep telefonları,
Oyunlar,
Müzik ve Sinema ile başa çıkmak zorundalar.
İstekli ve azimli olan öğrenciler için öğrenmek bilgi açlığını gidermektir.
Başarılı bir şekilde öğrenci katılımını sağlamak için karşılıklı sorgulama,
Açık uçlu soru ve önerileri araştırma imkânı yaratmak gerekmektedir.
Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya verilen karşılıkta;
“Cevap” veya “Yanıt” olarak adlandırılıyor.
Tarihte önemli şahsiyetler sorulan sorulara kısa ve derin anlamlı cevaplar vermişler.

Bunlar bizler içinde ders mahiyetinde.
Ne bal var, ne de Pekmez
İslâm âlimlerinin ve velilerinin büyüklerinden Hazreti Abdülkadir Geylani Hazretlerinin üzerine hiç sinek konmazdı.
Onun bu haline vakıf olanlardan biri sordu.
“Üzerinize sinek konduğunu hiç görmüyoruz? Sebebi nedir?”
Şu cevabı verdi:
“Niçin konsun ki?

Üzerimde Ne Dünyanın Pekmezi var, Ne de Ahiretin Balı...”
Kardeşlik Örneği
Mevlana, müritlerinden biriyle giderken,
Birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görür.
Müridi: “Güzel bir Kardeşlik örneği” der.
“Keşke insanlar da bunlardan ibret alsa.”
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir.
“Aralarına bir Kemik Atıver de Gör Kardeşliklerini....” 
Alışverişe geldik
İbn-i Muhayrız isimli din âlimi,

Elbise almak için bir mağazaya girdiğinde,
İçerdekilerden birisi onu tanıdı ve dükkan sahibine:
“Bu zât, İbn-i Muhayrız”'dır, dedi.
İbn-i Muhayrız kendisine özel bir muamele yapılmaması için hemen dışarı çıkarken:
“Biz paramızla bir şeyler almaya geldik, Dinimizle değil”. dedi.

Uğur
Kadıköy camiinde vaaz vermekte olan Merhum Osman Demirci hocaya:
“Hocam” diye sormuşlar.
At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
Demirci hoca:
“Zannetmiyorum, diye cevap vermiş.
O nallardan her atta dört tane var amma, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar...”
İhlaslı olmak
Yahya bin Muaz'a:
“Kul ne vakit ihlaslı sayılır?” diye sormuşlar.

Cevaben şöyle buyurmuş:
“Kendisini Öven İnsanla, Tenkit eden İnsanı bir Gördüğü Vakit”...

Çanakkale
İngiliz garson Türk müşteriye:
“Çanakkale de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz”, deyince.
Bizimkinden gayet soğukkanlı şu cevabı almış: “Orada ne işiniz vardı?”
Siz de Ortaksınız
Süfyan-ı Sevri, evinin kapısı önünde bir dostuyla sohbet ederken, önlerinden son derece süslü giyinmiş bir adam geçti.

Dostu bu adama hayranlıkla bakarken,
Süfyan-ı Sevri ona şöyle buyurdu:
“Eğer sizler gıpta ile bakmamış olsaydınız, bu adam böyle süslenip israfa girmezdi.

Hayranlığınızı ifade eden tavrınızla bu adamın 'İsraf' günahına siz de ortak oluyorsunuz.”
Rehber böcek
Ebü'l-Haccac Aksuri'ye:
“Maneviyatta rehberin kim?” diye sorduklarında:
“Bir Böcek”, dedi.
Alay ediyor sandılar.

İzah etti:
“Dışarıda gezerken,

Fener direğine çıkmak isteyen küçük bir Böcek gördüm.
Kaygan olduğu için yarı yoldan düşüyor,
Fakat hiç yılmıyordu.
Yüzlerce defa aynı hareketi tekrarladı.
Onu o halde bırakıp Mescide gittim.
Çıktığımda bir de ne göreyim,
Direği tırmanmış,
Fenerin yanında duruyor.
O hayvan engellerden yılmama ve sebat etme konusunda rehberim oldu.”
Bir Öküz Uğruna
Oğlunun okuması için çiftliğindeki bütün inekleri satan bir köylü,

Onun bir şey öğrenemediğini görünce:
“Ne bahtsız adammışım”, diye söylenmiş.

“Bir Öküz uğruna ne İnekler feda ettim.”
Şahit
Kafkas Kartalı Şeyh Şamil, esarette bulunduğu sırada,
Ruslardan namaz kılmak için yer göstermelerini istemiş.
Sarayın kilisesine götürmüşler.
Şeyh Şamil, namaz hazırlığı yaparken,
Ruslar da rahat etmesi için kilisedeki putu örtmeye çalışmışlar.
Şamil onlara müdahale ederek:
“Bırakın, öyle kalsın demiş.
Şamil'in esarette ve burada namaz kıldığına,
Mahşerde o da şehadet etsin.”
Malın nerede?
Hasan El-Basri, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir:
“Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun.

Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin.”
Şükür
Adamın biri Muhammed Bin Vasi'nin bacağındaki yarayı görüp,
"Sana Acıyorum " dediğinde,
Ondan şu cevabı almıştır:
“Ben aynı yaranın Gözümde çıkmadığına şükrediyorum”.
Ders
İdam edilmek üzere olan bir mahkuma: 
“Diyeceğin bir şey var mı?” diye sorduklarında: 
“Bu Bana İyi Bir Ders Oldu !!” diye karşılık vermiş.


Kıssadan Hisse cevaplar bunlar.

Saygılarımla.

İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
22.Kasım.2011 Şanlıurfa

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star