Osman GEREM

SOSYAL PATLAMAYA DOĞRU.


Osman GEREM
21 Ekim 2012 Pazar 12:10

SOSYAL PATLAMAYA DOĞRU.

Toplumu insanlar meydana getirir. İnsanın bulunduğu her yerde her türlü olumlu ve olumsuzluk da yer alır. Bu eşyanın tabiatıdır. Olumlu hareketi de meydana getiren insanoğlu daima kendine doğru yontmaktan, her şeyi menfaati açısından ele almaktan zevk almıştır. Rabbena, hep banacıdır. Bunu Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim şöyle belirtir:  “İnsan Rabbi’ne karşı nankördür.” “İnsan zalimdir.”

“Cahildir.” Buna benzer birçok özellik sıralanır.

 

Tarih sosyal patlamalara şahit olmuş ve bu patlamalar sonucunda yeni sistemler gelmiştir. Ama patlamanın olmaması, insanların birbirini kırmaması, birbirinin kanına girmemesi en başta gelen unsurdur. Çünkü insanın mayasında kötülük yerine iyilik, savaş yerine barış vardır. İslam dinimiz de

Barış dinidir. Bütün dünyada barışın ikamesi ne kadar da güzel bir olaydır. Aslında bütün rejim ve sistemlerin altında yatan, barışın tesisi; fakat ne yazık ki liderler lider durumda olanlar,  kendilerini lider olarak görenler, bunu bir türlü ortaya koyamamıştır.

 

Sebebine gelince; yalnız başına, her şeyi maddi açıdan ele alan sistem, insanlara mutluluk getirmez. Mutlaka bir yerlerden insana zulüm söz konusudur. Onlar zannetmişler ki insan,  insanın kölesidir. Yine onlara göre, fakir zenginin hizmetçisidir… Vaatlerle yola çıkmışlar, çok güzel laf etmişler, meydanları güzel edebiyatlarla donatmışlar… Sonuç: insana zulüm.

 

Gönlünde Allah inancı olmayan, gönlünde Kur’an nuru parlamayan, peygamberi ruh bulamayanların yönetimlerinden hayır gelmemiştir ve gelmez… Bakınız şöyle etrafınıza.

 

Herkes muzdarip, herkes kıvranıyor: ne yapacağız? Kiramızı nasıl ödeyeceğiz? Karnımız nasıl doyuracağız? Çocuklarımızın okul harcını nasıl temin edeceğiz? Yavrularımızın canı çektiği nasıl çarşı-Pazar’a çıkıp alabileceğiz? Memura, emekliğe layık görülen bu zamlara karşı, akaryakıta temel gıdaya zam durmak bilmiyor. Kaşıkla ver kepçeyle al politikaları.devam

ediyor.

 

Yokluk kol geziyor. Fakirlik oranı yüksek bariteye vurdu. Dilenenlerin sayısı arttı. Asıl önemli bir husus var ki, insanın kanını donduracak şekilde: fuhuş aldı başını gidiyor. Fuhuş yapanlar, daha doğrusu fuhşa yönelenler, kendilerini buna mecbur sayanlar, açlıktan bunu yaptıklarını söylüyorlar. Hırsızlıkların ardı arkası kesilmiyor. Soygun desen, kırla gidiyor. Kimsenin kimseyi gözü görmüyor.

mafya çeteleri insanları haraca bağlamak için kendi aralarında bölge tahsisi yaparlardı.şimdi bir çok ilde olduğu gibi bizim ilimizde de hırsızlıklar çoğaldı

hırsız çeteleri şehri bölgelere ayırdığını kimse kimsenin bölgesine giremez

kuralları işletiliyor.en sakın semtlerden bile her gün bir kaç kırsızlık olayı

meydana geliyor. niye? bir kapıda gir öbür kapıda çık emniyet yakalar

savcı bırakır.cezası yok efendim cezası.

 

İnsanı aç bırakırsan, insana hakkını vermesen sonunda bu tür olumsuzluklara katlanmaya mecbur olursun. Soygunların ardı arkası kesilmeyecek gibi geliyor. Çünkü zenginler, fakirlere hakkını vermiyor. Allah’ın kendilerine mal verdikleri, servetle ihya ettikleri kimseler, bu malların şükrünü eda etmiyorlar ki. İşveren, işçiyi sömürmenin sevdası içinde. Nasıl olur da ücretinden keserim’in hesabını yapıyor. En azından sigorta ettirmiyor, asgari ücret ödüyor, onu bile çok görüyor…

 

İnsanlara hakkı verilmediği zaman sosyal patlama kaçınılmaz olur. Sosyal patlama olmaya görsün, artık önüne geleni yakıp kavurur, yıkar devirir. Ortalık yangın yerine döner. İç savaş çıkabilir. İç savaş çıktığı zaman ise, ilgisiz kalanları öncelikle perişan eder. “dün dündür, bugün bugündür.” Felsefesi ile yola devam edilemez. İnsanların bununla aldatılması mümkün değildir. Mutlaka marifetin iltifata tabi olduğunu bilmemiz gerekir. Kendine yapılmasını istemediğimiz şeyi başkalarına yapmamız, iğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batırmamız önemli bir kuraldır.

 

Toplum, iki katlı bir gemiye benzer. Birinci kattakilerin gemiyi delerek su almaya kalkmalarına ikinci kattakilerin ses çıkartmamaları, onlarında batmaları demektir.

 

Ülke gemisi batmadan, insanlara hakkını vermek kaçınılmazdır. Çalışana insanca bir hayat sürdürmesi, yaşamını adam gibi kılması için.

 

Adaletin olmadığı yerde sosyal patlama kaçınılmazdır. Bu yüzden: “ Adalet mülkün temelidir” denilmiştir. Yönetenlerde çapsızlık adaletsizlik olduğu zaman sosyal patlama zorunlu hale gelir. İşi ağızlarına yüzlerine bulaştırırlar. Boşuna denmemiştir: “ iş ehli olmayana verildiğinde kıyameti bekle.” Şimdi işler ehli olmayan ellerdedir. Bunu insanlarımız çok iyi bilmeli ve kendilerini ona göre düzetmelidirler.

 

nasıl ki dişinizin arasına susam çekirdeği kadar bir şey girdiği zaman size

rahatsızlık veriyorsa onu çıkarmadan duramıyorsanız.

Yüce yaratanın mülkünde onu rahatsız edecek uygulamaların da olmaması

gerek.

Kurtuluş, iman etmek, Salih amel işlemekle mümkündür. Salih amel, güzel davranış, insanlara karşı haktan hukuktan  adaletten ayrılmamak, herkese hakkını vermekle olur.

(H.z.İbrahim'in sadakatiyle H.z. İsmail'in teslimiyetiyle H.z.Hac er'in gayretiyle  kurbanınız kabul, bayramınız kutlu  Müslümanların

kurtuluşuna ve huzuruna vesile olsun inşallah)

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star