Ercan AKKAR

‘SPOR’DA IRKÇILIK, AYRIMCILIK VE ŞİDDET…


Ercan AKKAR
24 Kasım 2014 Pazartesi 12:45

Yıllarca köşemde ırkçılığın, ayrımcılığın ve şiddetin kötülüğün anası olduğunu yazıp durdum. Bu tutum içinde bulunan kesimler, belki kısa vadede bir çıkar elde edebilirler ancak, uzun vadede söz konusu tutumlarının kimseye yarar sağlamadığını, hatta kutuplaşmayı derinleştirdiğini görebilirler.

 

Günümüz dünyasında ırkçılık, ayrımcılık hatta şiddet iktidarlar ve devletler tarafından bizzati körüklenerek, kendi taraftarlarını ve çıkarlarını diri tutmak için kullanılmaktadır. Dünyaya kuş bakışı bakıp fotoğrafını çektiğimiz zaman, bunun hangi ülkelerde daha fazla yapıldığını bariz bir şekilde görmemiz mümkündür.

 

Son yıllarda Türkiye’de de ırkçılık, ayrımcılık kullanılarak bir şiddet sarmalı yaratılmaya çalışılmaktadır. Özellikle, politikacıların söylemleri ve uygulamaları  buna büyük ölçüde çanak tutmaktadır. Bu durumu politikacılara sorduğunuzda ise tam tersi cevap alır, hatta bunların kırmızı çizgileri olduğunu dinlersiniz. Uygulamada ise tersini görürsünüz.

 

Durumu ortaya koyduktan sonra asıl mevzuya geleyim. Bir süre önce Ankara’nın Süper Lig’deki temsilcisi Gençlerbirliği’nin Kürt ve Alevi kökenli futbolcusu Deniz Naki’ye yapılan Irkçılık ve ayrımcılık şiddete dönüşmüş futbolcu, terör örgütü DAİŞ sempatizanları tarafından Ankara’nın göbeğinde şiddete maruz kalmıştı.

 

Aslında ‘Spor’da yıllarca yaşanan ancak, Deniz Naki’ye yapılan saldırı ile ayuka çıkan ırkçılık ve ayrımcılığın ne denli zehirleyici tutumlar olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Anne ve babası Dersimli olan kendisi ise Almanya’da doğup-büyüyen ve Alman Milli Takımı’nın çeşitli kategorilerinde formasını giyen Naki’nin sözleşmesi karşılıklı feshedilmiş, genç futbolcu sesiz-sedasız Almanya’ya dönmüştü.

 

Burada en kötü ve yaralayıcı şey ise, Gençlerbirliği yöneticilerinin genç futbolcudan aldığı transfer ücretini geri istemeleri, başta Futbol Federasyonu ve siyasetçiler olmak üzere hiçbir kurum ve kuruluşun Naki’ye sahip çıkmaması olmuştur.

 

Yukarıda da belirttiğim gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki birçok kentin her branştan spor kulübü dönem dönem ırkçı, ayrımcı hatta şiddete dönüşmüş saldırılara maruz kalmıştır.

 

Yıllarca basketbol, hentbol ve atletizm sporu yapmış biri olarak, ben ve takım arkadaşlarım da defalarca ırkçı, ayrımcı durumlarla karşı karşıya kaldık ve hatta zaman zaman şiddet dahi gördük.

 

Son olarak, Türkiye 3’ncü Futbol Ligi 2’nci grupta mücadele eden Diyarbakırspor’un, Erzincan Refahiyespor karşılaşmasında tribündeki mülki amir ve yöneticilerin desteklediği her türden ırkçı, ayrımcı ve şiddet içeren çirkin saldırıya maruz kalması, sporun ana felsefesi olan centilmenliğe vurulan büyük bir darbe olmuştur.

 

Diyarbakırspor’un yaşadığı söz konusu durumu, Diyarbakır Organize Sanayici ve İşadamları Derneği, Ortadoğu Sanayici ve Genç İşadamları Derneği, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası gibi bazı sivil toplum kuruluşları yayımladıkları bir bildiriyle kınadı. Yine birçok sivil toplum kuruluşu yönetici ve üyesi Diyarbakırspor Tesisleri’ne giderek futbolculara moral verdi, Diyarbakırspor formasını giydi.

 

Spor’da son günlerde yeniden hortlayan ırkçı, ayrımcı ve şiddet eski bir sporcu olarak beni endişelendiriyor. Ama bu işten çıkar ve menfaat bekleyen kesimler ile endişelenmesi gereken kesimleri ise hiç de endişelendirmiyor.

 

Erzincan’da Diyarbakırspor’un maruz kaldığı durumu aynı gören ve iki kulübe de ceza kesen Futbol Federasyonu, sırf Kobanê için atılan sloganları gerekçe göstererek,  Cizrespor’un sahasını 4 maç kapatabiliyor.

 

Spor’un dili, dini, ırkı olmaz. Spor sağlıklı nesillerin yetişmesi ve ülkelerin, kentlerin, ilçelerin tanıtımında önemli bir araç olduğu gibi milyar dolarlık bütçeleri ile 4’ncü endüstri olarak kabul edilir. Spor politikacı, devlet adamı ve kurumların yapamadığını yaparak, kitleleri peşinden sürükleyebilmektedir.

 

Uzun süreden bu yana Türkiye’de amatör ve profesyonel spor, bir çıkmaz içine girmiş bulunuyor. Futbolda büyük bir düşüş yaşanmakta, maçlar boş tribünlere oynanmaktadır. Güreş, Halter ve Atletizm gibi branşlarda yaşanan doping olayları ise, büyük itibar kaybına neden olmaktadır. İçerde ise, Diyarbakır’dan Van’a kadar yaşanan olumsuzluklara ise, eşit yaklaşılmamakta ve ayrımcılık uygulanmaktadır.    

 

Tüm bunları düzeltmekle görevli sporu yöneten ve yönlendiren kesimler,  ellerini başının arasına almalı ve biran önce ‘Spor’u temel ilkelerine döndürecek çare ve formülleri üretmek zorundadır. Yoksa Spor’da yaşanan ırkçı ve ayrımcı tutumun yarattığı şiddet, bir gün onlara dönebilir.

 

 

Sevgiyle kalın.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star