Ercan AKKAR

SUR NE OLACAK?


Ercan AKKAR
20 Haziran 2016 Pazartesi 12:37

Ramazan ayının ortasına geldik. Her yıl zenginiyle-fakiriyle bu kutsal ayın maneviyatına uygun duygular yaşanır, yine bu kutsal ayın yarattığı manevi ortam sayesinde yardımlaşma ve dayanışmadaki çıta en üst seviyelere yükselirdi.

Ama ne yazık ki bir yıldan bu yana yaşanan sokağa çıkma yasakları ve bununla beraber çatışmalı sürece yeniden dönülmesi ve de yaratılan yıkım nedeniyle bu Ramazan ayı buruk geçiyor sanırım. Öyle ya tüm bu olanlardan sonra nasıl geçmesin ki…

Çünkü insanların evleri, işyerleri, doğup büyüdükleri şehirler yerle bir oldu. Babalar-anneler evlatsız, evlatlar, anne ve babasız kaldı.  Sağ kalanlar ya başka yerlere göç etti, ya geçici olarak akrabalarının yanına sığındı, ya yıkık evlerinde, ya da çadırlarda kalmak durumunda bırakıldı.

Bu gerçekler orta yerde dururken ne bu olanlardan zarar görenler, ne de bölgedeki insanlar, Ramazan’ın güzelliklerini doyasıya yaşayamadı-yaşayamıyor da.

Nedenine gelince; durum her geçen gün çok farklı bir boyuta doğru kayıyor. Çatışmaların bittiği yerlerde sokağa çıkma yasaklarının devam etmesi veya kısmi olarak kaldırılması, yıkılan yerlerle ilgili konuşulanlar veya ortaya atılan iddialar, öncelikle bu yıkıma maruz kalanlar olmak üzere herkesi rahatsız ediyor.

Hatırlanacağı gibi sokağa çıkma yasağının devam ettiği Diyarbakır’ın Sur ilçesi ile ilgili AK Parti ve HDP’liler arasında yüzde 10 komisyon polemiği yaşanmış ve karşılıklı suçlamalarla uzun süre devam etmişti.

Şimdi ise bir süre önce Diyarbakır’a gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin açıkladığı ‘sur eylem planı’ ile tartışmalar yeniden ve daha gür bir şekilde alevlendi.

Özhaseki açıkladığı eylem planında, Surlulara 3 seçenek sunmuştu. Bunlar,  İstanbul ve Mardin gibi yerlerde TOKİ’nin yaptığı evlere yerleşmeleri, evlerinin yerine yine TOKİ aracılığıyla ev yapmaları ve yıkılan evlerinin değerinin hesaplanıp ödenecek para karşılığı tapu devriydi.

Özhaseki’nin öne sürdüğü bu şartları yüzyüze görüşebildiğim, telefonla ya da bana e-posta yoluyla ulaşanlardan edindiğim izlenime göre, Surluların büyük bir bölümü öne sürülen şartlara karşı. Hatta bu yıkım olmadan önce evini çok düşük bedellere verebileceğini söyleyenler bile artık evini vermeyeceğini, gerekirse yok olan evinin yerine çadır açacağını söylüyor.

Bakan Özhaseki’nin açıklamalarına Diyarbakır Şehir Plancıları Odası da yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. Açıklamada, sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerlerde (afet riskli alan) ve (acele kamulaştırma) kararlarına vurgu yapılarak, ‘sunulan teklifle eylem planının, bölgedeki yıkım, sürgün ve dönüşüm politikalarının kentsel ve bölgesel ölçekte; kültürel, siyasi ve sınıfsal alanda bir toplumsal dönüşümü hedeflemekte olduğunun açık bir kanıtıdır’ denildi.

Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi yaptığı açıklamada, elde ettikleri uydu görüntülerine dayanarak yıkımın boyutlarını da açıklıyor. Buna göre, Sur’da toplamda 1312 adet yapının tamamen yıkıldığı, söz konusu yapılar içinde 56 adet tescilli sivil mimarlık örneği, 68 adet de çevresel değerli yapı bulunduğu belirtilirken,  geriye kalan 3187 yapıdan 1434’nün de yıkım tehlikesiyle karşı karşıya bulunulduğuna vurgu yapılıyor.

Haftasonu ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Suriçi’nin yeniden inşası ve iyileştirilmesi’ konulu bir panel düzenlendi. Panelde Sur'un tarihsel geçmişine değinildi ve 39 yıllık süreç fotoğraflarla anlatıldı. Panelin en duygulu anı da bu oldu.

Panelde konuşan Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Alan Yönetimi Başkanı Nevin Soyukaya, hasar gören tarihi mekanları yasak öncesi ve sonrası fotoğraflarla göstererek, yıkımı anlattı. Soyukaya, ‘herkes alana girebiliyor ama Sur Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi alana giremiyor. Alan yönetimi olarak defalarca ilgili kurumlara alana girmek için başvurularda bulunduk, ancak hiçbir şekilde giremedik. Sur’da 10 hektarlık alan yıkıldı’ şeklinde tespitte bulundu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi çalışanı sosyolog İbrahim Gümüş ise yaptığı sonumda, göçe maruz bırakılan vatandaşların yüzde 90'ının ev sahibi olduğunu söyledi ve ekledi. ‘Göç öncesi tapu ve evleri olanlar kiracı olmak zorunda kaldı. Sur içinde yaşayıp ticari iş yapanların ciddi kayıpları var. 90'larda yaşanan göçler aynıdır. Son dönem yaşanan çatışmalarda insanlar batıya göç etmedi, kent içinde yer değiştirdi. Suriçi’ndeki insanların yüzde 93'ü Sur’daki evinde yaşamak istiyor.’

Sur, Nusaybin, Cizre, Şırnak, Yüksekova ve Silopi’de ne olacağını kimse bilmiyor. Bilenler ise açıklamıyor, açıklasa bile toplumu alıştıra alıştıra, açıklıyor. Dolayısıyla başta yıkımı yaşayanlar olmak üzere bölge de yaşayanlar ne Ramazan’dan tat alabiliyor, ne de kendilerinin dışında yapılan planlardan hoşnutlar. Ama anlaşılan o ki, önümüzdeki günlerde bu tartışma çok su götürür.

Sevgiyle kalın.


YORUMLAR
  • yorum2016-06-22 12:39:55Ey RAMAZAN

    Onbir ayın Sultanı Ramazan ayı İslam aleminde çok büyük maneviyatı var. Ama büyük bir kısım bu büyük anlamlı ve kutsal ayı sadece günün beli saatlerinde klimanın önünde aç yatmak sanıyor. Oysaki hoşgörü, yardım ve paylaşım ayıdır. Ama nerede! Allah rızası için oruç tutan herkesin Allah oruçlarını kabul etsin. Hayırlı Ramazanlar Ey İslami alem…

  • yorum2016-06-22 12:32:14İlknur

    Ercan bey yazınız günün anlam ve önemine uygun çok güzel olmuş kaleminize sağlık.

  • yorum2016-06-21 14:42:33Tuğba

    Yazılarınızı takip eden biri olarak yine çok yerinde bir analiz yapmışsınız. Zaten kaç kişi kaldınız ki. Gazetecilerin neredeyse tamamı artık korkuyor. Sizleri iyi korumamız lazım.

  • yorum2016-06-21 14:41:05misafir

    Hani Sur'u Toledo yapacaktı ve Sara hanımla Sur'dan bir ev alıp oturacaktı. Hani ne oldu. Görevedan alındı. Gerçekten son zamanlarda yaşananlara bakılınca, Sur'da hiçte iyi şeyler olmuyor. Pis kokular geliyor. Umarım yanılırız ve Sur eski hak ettiği o güzel ve mistik havasına kavuşur.

Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star