Duygu SUCUKA

Suriyeli Kıskacındaki Gaziantep ve ABD’de Irkçı Tırmanış


Duygu SUCUKA
19 Ağustos 2014 Salı 14:55

Gazeteler, haber kanalları manşet atıyor; “Gaziantep’te büyük panik. Suriyelilerin şehrin içme suyuna zehir attığı iddiası”.

Belediye; tahliller yapıldığını, iddianın asılsız olduğunu söylüyor. 19 Ağustos 2014.

 

8-10 ay kadar önceydi (Aralık 2013), Gaziantep’e bir çalışma nedeniyle gitmiştim ve o zaman şehirdeki Suriyeliler rahatsızlığını görmüş, “Sokaklardaki Suriyeliler” diye yazmıştım. Sadece Gaziantep mi? Değil tabi ki. Şanlıurfa, Hatay, Kilis, Mersin, Adana ve diğer yerler. Tüm şehirlere yayıldılar.  Bu mülteciler kabul edilirken çadır kentlerde tutulacakları söyleniyordu ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Halen misafir oldukları söyleniyor. Oysa onlar Suriye plakalı arabalarıyla başta büyükşehirlerimize ve Güneydoğu illerine çoktan yerleştiler bile. İşveren için ucuz işgücü oluşturduklarından kaçak işçi konumunda çalıştırıldıklarını söyleyen vatandaş kendi ekmeğinin elinden alındığı rahatsızlığını yaşıyor. Vatandaş çoğu zaman rahatsızlığını dile getirmekten çekiniyor çünkü misafire nasıl davranıyorsun baskısıyla aşağılandığını görüyor.

 

Yavuz hırsız ev sahibini kovarmış misali bir de bulundukları yerlerde olumsuzluklar yaratmaya başladılar. Kendi aralarında kavgalar, bizim vatandaşımızla yaşadıkları gerginlikler, hatta Antep’te kiracısı oldukları ev sahibini öldürmeleri birer sosyal yara örneği. Çok sayıda Suriyeli bulunan şehirlerimiz patlamaya namzet birer bomba haline geldiler.

 

Bugün Türkiye’deki gerçek Suriyeli sayısının kayıt altında olmadığını, bu sayının bir iki milyondan fazla olduğunu düşünüyorum. Bir milyon sığınmacıyı bile bir ülkenin dokusunu bozabilecek bir oran olarak görmek lazım. Kaldı ki bizdeki sığınmacı sayısı bir milyonun çok ötesine geçmiştir.

 

Geçelim batıdaki şehirlere kadar uzandıklarını, Güneydoğu’nun kendi sorunları varken bir de Suriyeliler kamburu bu bölgeye fazla geldi. Gaziantep karıştı, Urfa karıştı, hatta Mersin karıştı. Güneydoğu’nun Suriye sınırına komşu şehirlerimizde durum bu iken, şimdi bir de Irak sınırına komşu illerimizde Yezidi manzarası doğdu. Kuzey Irak’taki IŞİD zulmünden kaçan Yezidiler Mardin yöresine sığınmaya başladılar. Gerçi Yezidiler sayı olarak Suriyelilerin çok çok gerisindedir ama sonuçta bu şehirlerimizin huzuru kaçmış durumda.

 

Huzur deyince burada Gaziantep’e dönmek istiyorum. Uzun yıllardır, 1990’dan bu yana gerek turistik gerekse çalışmalarımız nedeniyle birçok kez gidip geldiğim, dostlar edindiğim bir şehir burası. Orada gördüğüm huzuru, insanların taşıdığı azim ve çalışma aşkını, kendisiyle barışıklığını, devlete düşkünlüğünü, velhasıl Gazianteplinin sorumlu vatandaş ve güzel insan özelliğini ve bu şehirdeki fiziksel güzelliği hep gıpta ederek anımsamış, işlemiş, yazmış, okuyucu ile paylaşmıştım. Ama şimdiki haline bakınca onlar kadar ben de üzülüyorum. Gurur duyduğumuz bir ekonomisi, halkının imrenerek baktığımız bir çalışkanlığı ve örnek bir iyimserliği vardı. Böyle gururumuz olan bir şehri bu hale getirdiniz. Bu tabloları çok önceden çizenler, çok ince hesaplarla bu planları çok önceden yapanlar, bir ülkeyi karıştırırken komşu ülkenin o karışıklıktan olumsuz etkileneceğini hesap edenler ve buna destek verenler; benim ülkemde, şehirlerimde huzuru bozduktan sonra uluslararası mülteci anlaşmalarını alsın başlarına çalsınlar artık.

 

Sokaklarda dilencilik yapan ya da çöplükleri karıştıran, ya da hırsızlıkla suçlanan; bulundukları şehirlerde sebep olduğu tüm olumsuzlukları yaşam mücadelesi vermek için elinde olmadan gerçekleştiren Suriyeliler, şehrin dokusunu, huzurunu, velhasıl tüm dengelerini alt üst ettiler. Bu durum ne Gazianteplilerin ne de bu Mültecilerin suçudur.

 

Devlet bunun (Suriyeli sorununun) nasıl önüne geçer ya da geçemez zaman gösterecektir. En azından şimdilik bu konularda sivil toplum örgütlerinin devletle elbirliği içerisinde sahaya inmesi gerekir. Hatta iktidar, hiçbir toplumsal sorunda fikirlerini almadığı, yok saydığı muhalefetle de bu konuda elbirliği, işbirliği yapmalıdır.

 

***

ABD’de Irkçı Tırmanış

 

Ortadoğu’yu, kötü emelleri doğrultusunda Büyük Ortadoğu Projesi ile yaşanmaz hale getiren, Müslümanı Müslümana kırdıran, komşu ülkeleri birbirine düşüren, ülkeleri iç savaşlara terk eden büyük ülke Amerika Birleşik Devletleri, var olduğundan beri en önemli sorunu olan ve soğuk bir sancı gibi bastırmaya çalıştığı ırkçı tırmanışın stresini yaşıyor son günlerde. Zenci-Beyaz gerginliği, ABD var olduğundan beri hep vardır ama bir biçimde bastırılmaktadır. Kendilerini beyazlar tarafından aşağılanıyor olarak algılayan Zenciler, büyük, gizli bir kin ve öfkeyle doludurlar.

 

Bir zamanlar yaptığım bir ABD seyahatinde, bu tehlikeyi sokaktaki zenci bakışlarında çok net hissetmiştim. Ortadoğu ülkeleri için demokrasi getireceğim uydurmaları arasında kötü emellerini gerçekleştirmeye çalışan ABD, ırkçı tartışmaları arasında gerçek bir tehlikenin eşiğine gelmiştir. Küçük görüldüğü, horlanan sınıf olduğu düşüncesine sahip olan Zenci öfkesidir o tehlike. Her şeye rağmen ABD’nin ırkçı tırmanışta büyük sorunlar yaşamaması temennisiyle, bu konuyu, araştırma ve yazma fırsatım olursa ayrı bir yazıda işlemek isterim.

 

19.08.2014

duygusucuka@hotmail.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star