Ahin GÜNEŞ

ŞUTSO Seçimleri Üzerine


Ahin GÜNEŞ
10 Mayıs 2013 Cuma 18:42

Ne zaman Şanlıurfa'da hangi alanda olursa olsun bir seçim havası hasıl olsa; hemen ova insanına özgü yaklaşım ve eleştiriler devreye giriyor. Ortalık çamur atma savaşına dönüşüyor.


Ve her ne hikmetse ortalıkta oy peşinde koşanlar, projeler ve yapılmak istenilenler yerine, onun kıyafeti, bunun aşireti, şunun siyasi görüşü, cematin ağırılığı gibi akla zarar mahalle kadını dedikodularına bürünüyor.


Kimse, yeni adayların vizyonunu, mevcut başkanın yaptıkları ya da yapamadıklarını, ilimizin ticari hacmindeki değişimi var mı?, yok mu? konuşmuyor. Konuşmak istemiyor. İşin en kolayına dedikosuna başlıyor..


Bir de hep sorarlar "Urfa neden geri, neden kaybediyor?"
Urfa iki yüzlü olduğu için kaybediyor. Gelen ağam, giden paşam ahlakı ile yaşadığı için kaybediyor. Kapalı kapılar ardında oyuna rakam biçtiği için kaybediyor.
Sivil toplum kuruluşları dünyanın başka ülkelerinde hükümetlere yol gösterici rolü üstlenirken, biz de cemaatlerin ya da siyasetçilerin arpalıkları, arka bahçeleri olarak rol alıyor.

Ben de ŞUTSO üyesiyim. Sadece bir tek oyum var.  Ama bulunduğum gurupta kaç tane liste var ise, başka gruplarda kimler varsa hepsinden temsilciler telefonla arayıp veya bizzat ofisime gelip oyuma talipli olduklarını söylediler.


Hepsine de aynı şeyi söyledim "Hepsini tanıyorum. Hepsi bir yönü ile dostum. Arkadaşım. Kimseye verilmiş bir sözüm yok. Söz de vermem. Hepsini izleyeceğim. İrdeleyeceğim. Kriterlerime uyan kim ise, seçim günü beni ( Şehrimi, şehrimin ekonomisini, geleceğini ) en iyi temsil edecek ekip kiminse ona oy verceğim" dedim.


Peki benim kriterim ne mi? :
Kişinin yaptığı ibadet onunla rabbi arasındadır. Bu yüzden benim için namaz kılıp kılmaması, inanıp, inanmaması benim umurumda değil.  Varsın içkici olsun. Ama kimsenin, bir cemaatin yada partinin adamı olmasın. Adam gibi adam sözünün eri, iradesi kendisi olsun.


Aldığı eğitim de öyle, yok üniversiteyi birincilikle bitirmiş, yok sondan birinci olmuş o da benim için önemli değil. Varsın ilk okulu dışardan bitirmiş olsun. Ama; kendini yetiştirmiş dünya, ülke ve yerel ekonomik, siyasi gelişmelere hakim olsun.


Kaç dil bildiği de önemli değil.  Varsın sadece Türkçe bilsin. Başbakanın, cemaatin, partinin karşısında iki büklüm, sus pus, yalaka olmasın. Haklarımı sonuna kadar elini masaya vuracak kadar yürekli ve konuşkan olsun.


Dünyayı bilsin, yakından takip etsin, gelişmeleri anında odasına aktarsın, herşeyden önce pazar yaratmak adına pasaportu sürekli cebinde olsun. Bu ticari gezilerile varsın odanın parasını har vurup harman savurarak gitsin. Gitsin amma elinde balonla değil konteynırlara sığmayan ticari bağlantılarla dönsün.


Sağcı olmuş, Solcu olmuş hatta PKK'lı olmuş umurumda değil. Yeterki kıblesi insan merkezli, terazisi düzgün, vicdanının esiri olsun.


Bunlar bu meziyetler bana yeter artar bile.
Ancak görünen o ki, "Şeyh uçmaz mürid uçurur" sözündeki gibi ortaya çıkan bazı kimseler kendi adaylarını daha ruhani göstermeye çalışarak "... abiyi, cemaat de destekliyor" tarzında propaganda yapıyor. Neredeyse "Haraptar" filmindeki gibi utanmasalar Cennetten tapu dağıtacaklar..


Ayıptır. Günahtır. Yazıktır. İslamiyet o kadar ucuz, basit ve değersiz bir din mi ki siz bu işlere alet etmeye kalkışıyorsunuz.


Bir de toplumda kin, nefret ve ayrımcılık yapan açıklamalarda var. Hatta bazı kimseler sırf karşı tarafı yıpratmak listesindekileri kendi safına çekmek adına "Aman  ...'e oy vermeyin. Çünkü o PKK'lı" şeklinde konuşuyor. Hatta bunlardan birileri benden oy isterken ne derse beğenirsiniz gülerek "Senin için PKK'lı diyorlar. Bize oyun çıkmazsa dostum seni PKK'lı bileceğiz" dedi.

Kahkahalarla güldüm ve "Bunu bana yakıştıranlara yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Bana at hırsızı, kadın tüccarı, tefeci, üç kağıtçı pez...k, şeker kaçakçısı, kadro satıcısı, şantajcı, yalaka, elektrik, trafo hırsızı gibi sıfat yüklemelerinden bin kat iyidir." dedim.

Dikkat ederseniz yukarıda anlatılanlar Şanlıurfa'nın Ticaret ve Sanayisi'nin geleceği yerine, mahalle kadınlarının dahi sokak aralarında kapıdan kapıya seslenerek yaptıkları dedikodudan daha bayağı şeyleri anlatıyor..


Gönül isterdi ki bu işe soyunanların projelerini burada tartışalım.
Adayların buna konu olacak malzeme veremedikleri, burada sizlerle bunları tartışamadığımız için mahçubum, özür dilerim.


Ama sonuç olarak ve üzülerek şunu söylemeliyim ki, ŞUTSO'nun kurulduğu günden bu güne kadar ki hiç bir başkanı, Şanlıurfa'nın ekonomik alanda önünü açarak sıçrama yapmasına vesile olacak bir hizmetini görmedim.


Belki şimdi birileri "Hadi be sende organize sanayimiz de yatırım için gelenler ne oluyor" diyebilir.


Onlara tek cevabım, Gaziantep'te yerleşik Naksan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Nakıboğlu, TRT GAP'a iki ay önce verdiği demecinde holding olarak 7 milyar dolarlık ihracatı hedeflediklerini söylüyor. Biz de milyar dolarlık kaç yatırımcı, kaç ihracatçı çıktı... Biz ne kadarlık ihracaat gerçekleştirdik. ŞUTSO olarak bu yıl ki ihracat bağlantısı hedefimiz kaç milyar dolar...


Acı ama gerçek, kısacası oda olarak üyelerimizin gelen evrklarına onay için Türkiye'de en yüksek fiyattan kaşe basıp, para almaktan başka ne yaptık...


Bu arada bu gün yaşadığım bir olayı da burda yazmadan geçemeyeceğim:Kaç gündür ŞUTSO (Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası)nın www.sutso.org.tr adresindeki web sitesine girdiğimde "Güncelleniyoruz" diye bir ibare çıkıyor. Oda seçimlerine sayılı günler kala birilerinin sitenin yayınını durdurması ve bahane olarakta bunu kullanması oda adına utanç vericidir. Böylesine önemli ve kurumsal olan bu web sitesini ayakta tutamayanlar, bir de Urfa sanayisini ve ticaretini ayakta tutmak adına aday oluyor. Ayıp beyler ayıp, bir seçim uğruna bu basit ucuz ayak oyunları odaya gölge düşürüyor, Güneş balçıkla, oda seçimleri de bu tür oyunlarla sıvanamaz..

Doğrusunu isterseniz ŞUTSO'ya yakıştıramadım...


İyisimi size bir fıkra anlatayım. Varın içinde bulunduğumuz kara mizahlık durumumuzu siz düşünün:


Bir gün İstanbul da Sultan Ahmet Meydanı'nında devriye gezen iki polise iki Japon turist yaklaşır. Bir adres sormak isterler. Turistlerden biri polisle İngilizce konuşmak ister. Bizim poliste tık yok. Turist bu kez başlar Almanca sormaya yine tık yok. Fransızca, Rusça, İtalyanca, Çince, Arapça, Kürtçe derken turist 14 dilde bizim polise sorar. Yine tık yoktur. Turistler öfkeli ve kızgın bir şekilde el kol hareketi yaparak polislerin yanından uzaklaşır.


Söz konusu polislerden biri döner, diğer polis arkadaşına "La Ökkeş bak gördün mü? elin gavuru ne güzel 14 dil biliyor." der. Turistlere cevap veremeyen Ökkeş döner arkadaşına "14 dil biliyor da bi b.kamı yaradı" der.

 

Şutso seçimleri ile ilgili olarak bundan sonrası için artık yorum sizin...

 

Hayatı doğruları ve Şanlıurfa'yı gerçekten seven herkese saygıyla










YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star