Recep KOÇAK

Tavuğun Kanadının Ucu


Recep KOÇAK
21 Ocak 2015 Çarşamba 04:16

Bir eczanede 80’li yaşlarda bir hanım görevliden iki ilaç istiyor. Görevli ilaçları tezgâha koyarken, “20 lira teyze” diyor. Teyze cüzdanını boşaltıyor ama sadece 10 lira çıkıyor. “Yardımcı olamaz mısınız?” diye soruyor. Görevli, “Mümkün değil teyze. Cebimden ödemem lazım. İlacın birisini verelim. Diğerini sonra alırsınız. Tanıdığınız birileri yok mu, gidip borç isteseniz” karşılığını veriyor. Teyze, “Ben tansiyon ve şeker hastasıyım. İlaçların ikisini de almak zorundayım” diyor. Adeta kıvranıyor, kendisine yardımcı olması için görevliye ricada bulunuyor, yalvarıyor. O sırada yeni gelen bir müşteri konuşmalara şahit oluyor. Görevliye müdahale ediyor, “Teyzenin ilaçlarını verin. Kalan kısmını ben ödeyeceğim” diyor. Teyze seviniyor. Müşteriye teşekkür ediyor. İzlediğim programda sürprizler, şakalar var. Program insani duyarlıkları geliştirmek üzere üretilmiş. Amerika’da 7 sezondur yayın hayatına devam eden The Walt DİSNEY Company’e ait Lincoln Square Productions ortak yapımı “What Would You Do?” formatının Türkiye’ye uyarlanmış hali.

“TRT Ekranlarında Yeni Bir Format” sloganıyla tanıtılan yeni programa dair notlar şöyle; “Sinema ve tiyatro Sanatçısı Altan Erkekli’nin sunuculuğunu yaptığı yeni programı ‘Sen Olsan Ne Yapardın?’ “Ne zaman Kimsenin Sizi İzlemediğini Düşünseniz, Biz oradayız.” İhtiyaç halinde birine yardım elinizi uzatır mısınız, yoksa yolunuza devam mı edersiniz? Duygusal anlar, hareketler ve sıra dışı olaylar karşısında nasıl tepki verirsiniz? İhtiyaç sahibine destek mi olursunuz yoksa onu görmemiş gibi mi davranırsınız? Duyguları sorgulayan, kaybolan değerleri tekrar hatırlatan yepyeni bir program, “Sen Olsan Ne Yapardın”.

Şehir hayatında insanlar giderek bencilleşiyor, çoğu insan kalabalıklar içesinde kendini yalnız hissediyor. Yaşadıkları kötü tecrübeler ve kandırılmalar sebebiyle ihtiyaç sahibi birisine yardım etme konusunda da tereddüt yaşıyorlar.

TRT’nin yeni programı iyi düşünülmüş ve günümüz insanının ihtiyacı olan bir anlayışı, duyarlığı geliştirmeye hizmet eder nitelikte. Karşımıza çıkan ihtiyaç sahibi gibi görünen insanların bazıları istismarcı olabilir. Ama bilmeliyiz ki onların içerisinden bir tek gerçek mağdurun ihmal edilmesi ve kendi haline terkedilmesi bile toplumlar ve harekete geçmeyen kişiler için felaket olur.

İş hayatında tutunduğumuz dallar bazen çürük çıkmıyor mu? İş ortağınızın sizi yarı yolda bıraktığı hiç vaki değil mi? Üç kuruş daha fazla kazanma hırsınız ve tamahınız sebebiyle milyonlar kaybettiğiniz zamanlar olmuyor mu? Kazanmak da kaybetmek de hayat yolculuğunun olağan ihtimalleri arasında. Birisini gerçek muhtaç zannedip aldanmış olsak ne kaybederiz? Bu yolda aldanmak, kandırılmak da esasen bir kazançtır. İyi niyetimizi korumalı, her daim ihtiyaç sahiplerinin de iyiliksever inanların da var olacağına olan inancımızı muhafaza etmeliyiz.

‘Sen Olsan Ne Yapardın?’ programında izlediğim ve alacağı ilaçlar için parası çıkışmayan yaşlı teyzenin durumu karşısında herkes farklı bir tavır takındı. Bazıları yardımcı olmak için epeyce tereddüt yaşadı, sonunda destek verdi. Bazıları dışardan birilerinin yardımı için bir şeyler yapmak istedi. Bazı vatandaşlar da var ki, onlar hiç beklemeden ve tereddüt yaşamadan hadiseye hızla müdahil oldu ve çözüm üretti. Onlardan birisine, “Neden yardımcı oldunuz?” sorusu yöneltildiğinde, “Ben yokluğu bilirim” cevabı, diğerinden ise, “Yaşlı bir ninem vardı, bir an onu düşündüm” cevabı alındı.

İşadamı bir ağabey geçenlerde bir sohbetimizde şöyle diyordu; “Arabam yokken yolda ikide bir geriye dönüp bakardım. Bir araba dursa da beni alsa diye beklerdim. Arabamı aldıktan sonra artık yolda gördüğüm herkesi imkân ölçüsünde almaya çalışıyorum.”

Geçtiğimiz günlerde Afyon’da Deniz Feneri Derneği’nin Suriyeli mağdurlar yararına düzenlediği programa katıldım. Afyonkarahisar RAM Salonu’nda gerçekleştirilen programda Şam Üniversitesi Eğitim Fakültesi eski öğretim görevlisi Fatma Hüseyin Hanım bir konuşma yaparak Suriye’de devam eden Beşar Esed zulmünden inanılmaz örnekler anlattı. Türkiye’nin yardımları için müteşekkir olduklarını ifade eden Fatma Hanım, ihtiyacın devam ettiğini vurguladı ve başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere bütün hayırseverlere teşekkür ve dua etti.

Ben de yaptığım konuşmada, Suriye içindeki mazlum ve mağdurlar ile ülkemizdeki Suriyeli muhacirlere Deniz Feneri’nin hangi yardımları ulaştırdığını anlattım, infakın önemine dair hatırlatmalarda bulundum.

Radyo 7 programcısı Talha Bora Öge (Gölge) ise yaptığı etkileyici sunumda, yetimlere sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. Kendi çocukluğundan, gençliğinden hatıralar anlatarak, babasının mesleği dolayısıyla yaşadığı sıkıntıları dile getirdi ve şöyle dedi; “Benim babam hayatta olduğu halde hissettiğim eksiklikleri, yaşadığım acıları hatırlayınca, babası ya da annesi hayatta olmayan yetimlerin ihtiyaçlarını ve acılarını daha kolay anlıyorum.“

Afyon yolculuğu sırsında Fatma Hüseyin Hanım bir hikâyecik anlattı. Yetimler, öksüzler çocuklukları boyunca bir şeylerin eksikliğini derinden hissederler. Onların hayatlarında bir dizi mahrumiyet vardır. Bazı nimetlerin aslına kavuşamazlar, kıyısından köşesinden tadarlar nimetleri. Bir yetime, “Tavuğun en lezzetli yeri neresidir sence?” demişler. “Kanadının ucudur” demiş. Tavuğun bildiği, tanıdığı ve lezzetinden haberdar olduğu yeri orasıdır çünkü.

Afyon programı boyunca Baro Başkanı dostum Av. Turgay Şahin hep yanımızdaydı. Onun sıcak ev sahipliğini ve Kuzey Irak’a dair askerlik hatıralarını unutmayacağız.

 

[email protected]


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık