Mehmet FARAÇ

‘Tevhid-i Tedrisat’ın temeline bomba koydular!..


Mehmet FARAÇ
7 Nisan 2012 Cumartesi 00:13
‘Dervişin fikri neyse zikri de odur’ derler ya; “Tevhid-i Tedrisat” yani “Öğretim Birliği Yasası” Ömer Dinçer‘in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla birlikte zaten hedef tahtasına konulmuştu!..
Ancak laik bir ülkede, dinci eğitimi egemen kılan anlayış Başbakan Erdoğan‘ın “Dindar nesil yetiştireceğiz” sözleriyle başlamadı!..
Erdoğan bu sözlerle yalnızca tarikat ve cemaat anlayışının eğitime egemen olacağını değil, bu konuda daha önce çok önemli ideolojik ve bürokratik adımlar atıldığını da itiraf etmiş oldu!..
“Andımız”ın hedef alınması, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi‘ne yönelik saldırılar ve 19 Mayıs gösterilerinin statlardan çekilmesi “Tehvid-i Tedrisat”ın darmadağın edileceğinin işaretleriydi!..
Yalnız bu tehlikeli girişimler değil, eğitimdeki erozyon stratejisini uygulayacak kadrolar da çok önceleri sinsice Milli Eğitim saflarına kaydırılmıştı!..
 
Bürokrasiye 4 bin imam!..
 
Eğitimin dincileştirilmesini hedef alan kadrolaşmanın boyutları, 9 Kasım 2011‘de yine bu köşede yayımlanmıştı... İşte “Takiyenin ara istasyonu” başlıklı o yazı:
“AKP’nin iktidara gelmesinin hemen ardından, 1 Ocak 2003’ten bugüne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı’na tam 29 bin 113 personel alınmış...
Geçen yıl çıkarılan yeni teşkilat yasasıyla birlikte kurumun kadrosu da müthiş biçimde genişletilmiş!.. Diyanet aralıksız olarak imam-hatip ve müezzin alıyor!..
Diyeceksiniz ki: ‘Camilerde görevli sıkıntısı mı var?..’ Hayır, yok öyle bir şey!..
Bu da AKP iktidarının kadrolaşma takiyelerinden biri!..
Çünkü Diyanet’e alınan memurlardan tam 4 bin 299’u kısa süre sonra soluğu başka kurumlarda almış!..
Diyanet’ten en çok Başbakanlık, Milli Eğitim, Adalet, Maliye ve Kültür- Turizm bakanlıkları ile Gümrük Müsteşarlığı, Yurt-Kur ve İş-Kur’a geçişler yapılmış!..
Yani, eğitim ve yargı kurumlarımız, öğrenci yurtlarımız ve kültür müdürlüklerimizde, binlerce imam-hatip ile müezzin görev yapıyor!..
2012 yılı bütçesi geçen yıla göre yüzde 22.4 oranında artırılarak 3 milyar 891 milyon 166 bin liraya yükseltilen Diyanet, bürokrasinin imamlarla donatılmasında ‘ara istasyon’ görevini başarıyla yürütüyor!..
Yanıt arayan asıl soru ise şu; kadrolaşma treni nereye gidiyor?..”
 
Eğitim İş’in yaşamsal uyarısı...

 
Kadrolaşma treninin nereye gittiği “4+4+4” adı verilen kesintili eğitim planının yasallaşmasıyla bir kez daha ortaya çıkmış oldu!..
Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir; Cumhurbaşkanı’nın, Eğitim Birliği Yasası’nın temellerine dinamit koyan “4+4+4” tuzağını Meclis’e geri göndermesini istemiş... İşte Demir’in, gaflet kuyusunda bocalayanları uyandırması gereken yazılı açıklamasının özeti:
“Cumhuriyeti, Atatürk devrim ve ilkelerini, ulus ve ülke bütünlüğünü, öğretim birliğini, laik, bilimsel, demokratik ve kamusal eğitimi tehdit eden ‘4+4+4 Zorunlu Kesintili Eğitim Yasa’ teklifi BDP, MHP milletvekillerinin kısmen desteği ile AKP milletvekillerinin oylarıyla 30 Mart 2012‘de TBMM’de kabul edilmiştir.
75 milyon yurttaşı, 17 milyon öğrenciyi, 700 bin eğitim çalışanını, 70 bin okulu doğrudan ilgilendiren; kadrolardan ders çizelgelerine, müfredattan öğretmenlere, öğrencilerden velilere, yöneticilerden mevzuata kadar birçok konuda değişiklik getiren yasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ile Anayasanın başlangıç maddesi yanında 2, 24, 42, 81 ve 174. maddelerine açıkça aykırıdır.
Dünyanın birçok yerinde seçmeli dersler yönetmeliklerle belirlenirken, Kur’an-ı Kerim’in seçmeli ders olarak yasaya girmesi farklı inançların yaşandığı ülkemizde yeni huzursuzluklar ve çatışmalar yaratacaktır.”
 
CHP vebal altında!..

 
Ne acı değil mi; laik eğitimi bombalayan “4+4+4” tuzağı “31 Mart” dinci ayaklanmasının yıldönümünden bir gün önce Atatürk’ün Meclisi’nden geçirildi!..
Bu köşede daha önce de vurguladım; “4+4+4+”ün yasallaşmasının en önemli nedeni, CHP’nin ideolojik gafleti ve ilgisizliğidir!..
CHP sinsi planlara karşı dik durabilseydi, köklü geçmişinden taviz vermeseydi AKP o yasayı Meclis’e getirmeye cesaret bile edemezdi...
Tarikatlardan ve cemaatlerden oy alma uğruna, geçmişte parti politikalarıyla mücadele edenlerin yönetici ve milletvekili yapılması CHP’nin “4+4+4+” tuzağına sürüklenmesine neden oldu...
Burada, CHP yöneticilerinin Atatürk’ü, laikliği, Cumhuriyeti ve ne tuhaftır ki partinin ideolojisini hedef alan dehşet verici açıklamalarını tekrar etmeyeceğim...
Ancak “4+4+4+” nasıl yasallaştı, nasıl Meclis’e getirilebildi sorularına yanıt arayanların tabanı şoke eden şu örneklere bakması yeterlidir:
- CHP lideri Kılıçdaroğlu üniversitelerde türban sorununu kendilerinin çözdüğünü açıkça itiraf etmedi mi?..
- Kuran kurslarına yaş sınırlaması getiren düzenleme yürürlükten kaldırılırken CHP başını kuma gömmedi mi?..
- İmam hatip liselerine katsayı avantajı sağlayan düzenleme konusunda da CHP ilgisiz davranmadı mı?..
- CHP milletvekilleri Dilek Akagün Yılmaz ile Nur Serter partilerinden ses çıkmayınca düzenlemenin iptali için kendi başlarına Danıştay’a dava açmak zorunda kalmadı mı?.. Kılıçdaroğlu, kendi milletvekillerinin bu girişimine karşı, “Şahsi başvuruları, bizi ilgilendirmiyor” demedi mi?..
Şimdi aklı selim düşünen herkese şu soruyu yeniden soruyorum; CHP yukarıdaki üç konuda gaflete düşmeseydi AKP “4+4+4+” tuzağını Meclis’e getirmeye cesaret edebilir miydi?..
Deve kuşuna özenen bazı çevreler, gözlerini ve kulaklarını gerçeklere kapatsa da, CHP’nin duygusallığa kapılmayan gerçek tabanı uyarılarımızı çok iyi anlıyor!..
Bir dost olarak yeniden uyarıyoruz; CHP, eğitim birliğinin temeline bomba koyan bu yasaya karşı da sessiz kalır ve öncekiler gibi hasıraltı ederse, bir kez daha vebal altında kalacak!..

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star