Osman GEREM

TOZ OLMAMAK GEREK.


Osman GEREM
15 Nisan 2012 Pazar 04:51
TOZ OLMAMAK GEREK
 
Tozun ne edebi var nede hayası. Girdiği her yeri çirkinleştirir. Uğradığı yerin
ne değeri kalır, ne de kıymeti. Başa beladır tozlaşmış olanlar.
 
Yeryüzünün en eşrefli, en şerefli, yani yaratılmışların en üstünü insan oğlunun
ham maddesi topraktır. Topraktan yaratılmıştır. En kıymetli, en değerli maddenler
de, topraktan çıkarılır. Toprağın içinde çıktıktan sonrada değerini korurlar.
Altın gümüş gibi.
 
Topraktan yaratılan insanoğlu öldükten sonra da yine toprağa gömülür. Adeta toprak
bir ana şefkatiyle bağrını açar “gel ey yavrum gel”. Ben varlıktanda, yokluktanda,
zengin iken de fakir iken de, gençkende, yaşlı ikende, ak gündede, kara gündede, dost olur. Bütün
kusurlarımızı, bütün hatalarımızı örter. Pis kokuların dışarı çıkmasını önler.
 
Eğer toprak ana bu iyiliği bizlere yapmamış olsaydı, “Sen ne yaramaz bir evlatsın senin
gibi evladım olmaz olsaydı, seni doğuracağıma keşke daş doğursaydım” diye bizlere
bağırsaydı.halimiz nice olurdu, Düşünün bir cenazeye gittiğimiz zaman bir bakın insanlara o canımız
dediğimiz, ciğerimiz dediğimiz, ana dediğimiz, baba dediğimiz, kardeş dediğimiz,
eş dediğimiz, evlat dediğimiz, dost akraba dediğimiz insanları, o sevdiklerimizi toprağa
gömmek için ne çabalar, ne gayretler sarf ediyoruz. Sıraya giriyoruz bir kürek toprak daha fazla atmak için.
 
Düşünün, ibret alın, Ey ademoğlu; “hepiniz ademdensiniz. Adem topraktandır.” Mezar
taşların arkasına sığınıp  ikişer üçer durup dedikodu yapmayın. Bir gün bizimde üzerimize
toprak atarlar diye düşünün ibret alın hazırlıklı olun her an.
 
“Bütün kusurlarımızı toprak gizliyor,
Merhem çalıp yaralarımı düzeltiyor,
Kolunu açmış yolumu gözler
Benim sadık yarim kara topraktır.”  diyor Aşık Veysel.
 
Asıl olanı aslından koparmamaktır, aslını inkar etmemek gerek, kopanlar tozlaşmaya
razı olmuş demektir.
 
Toz topraktan kopmuş, özünü asaletini kaybetmiş gitmiştir. Zararlı hale gelmiş bir nesne olan
tozun hiçbir şeye faydası yoktur. Tozun girdiği her yer harap olur, berbat olur. Her nedense
hiç sevilmez. Ne zaman, nerede, nasıl gideceği belli değildir. Hiç dostluğu yoktur. Toz olanlar her nedense hayatımızdan hiç eksik olmazlar. Tozlar neredeyse hayatımızın yarısını onlarla
uğraşıyoruz ve hep şikayet ederiz. En çokta hanım bacılarımız muzdariptirler tozdan. Rüzgar
nereye eserse toz oraya. Ne sağı belli, nede solu, ne kişiliği var, nede ilkesi.
 
Ne zaman nerede nasıl karşınıza çıkacağını tahmin edemezsiniz tozun, ne vefası var, nede
kadir kıymet bilir, nede gönül dinler. Bugüne kadar tozu severim diyeni hiç gördünüz mü?
Ben görmedim. Ne saraylarda yaşayanlar memnun, ne de gecekondularda yaşayanlar. Bir
Dokunursun bin ah işitirsin tozlaşmışların derdinden.
 
Gidin hurdalıklara sorun tozun derdini. Özünü korumak lazım toprağın. Toz olmamak gerek
toz olundu mu derman bulunmaz derdine.
 
Kıymetsizliğin, değersizliğin, ilkesizliğin adıdır, “toz olmak”. Biri birini görmek istemediği
zaman huzurundan kovmak için ne der? “Toz ol” der. Toz olmak nefretin, kinin, bu vasıflarını
ne kadar sayarsanız sayın hepsi toz olmaktan geçer. Toz olmak kolayı değil, toz aşağılardan da nefret ettirir, yükseklerden de…    
gümüş tepsiden sunsan da,altın tepside sunsan da huzursuzluk verir zarar verir.
Leke bırakır kirletir saf temiz doyguları.
İşte tozlaşmış kişilikler fikirler beyinler,böyle bir şey.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık