Ercan AKKAR

TÜRK USULÜ BAŞKAN VE DİLLER…


Ercan AKKAR
23 Şubat 2015 Pazartesi 07:25

Bu ülkede yaşayan halklar; 2001’de kendilerine ekonomik kriz yaşatan siyasi partileri tarihin derinliklerine gömdü. Bu karmaşık ortamda ortaya çıkan ve ilk genel seçimden birinci parti olarak ayrılan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), bundan sonraki süreçlerde girdiği her seçimden oyunu arttırarak galip taraf olmayı başardı.

 

Kürt siyasal hareketinin dışında kalan partiler, kendi yetersizliklerini ve muhalefet edememelerini görmeyerek, halktan kopuk siyaset yürüttü-durdu. Söz konusu partiler, ciddiye almadıkları AKP’nin yükselişini onlardan daha iyi politika üreterek önlerine geçmek yerine, AKP’nin gizli bir ajandası olduğunu söylediler.

 

Aradan yıllar geçti. AKP’nin gerçekten gizli bir ajandası var mı, yok mu? Bunu bilemem. Ancak bildiğim bir gerçek varsa o da AKP’nin; bugünkü hedefine ulaşabilmek için Avrupa Birliği’nden, demokrasinin tüm enstrümanlarına kadar her şeyi çok iyi kullandığı ve hedefine ulaşmak için her türlü saldırıyı bertaraf ederek kendi lehine çevirmesini bildiği gerçeğidir.

 

Şimdi AKP’nin ve ülkenin geleceği açısından son derece önemli bir seçime gidiliyor. AKP; bugüne kadar girdiği seçimlerde ‘yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar’, ‘türban’, ‘darbe’, ‘anayasa’, ‘paralel yapı’ ve ‘çözüm süreci’ gibi söylemleri kullandı ve karşılığını da sandıkta fazlasıyla aldı.

 

Fakat bu kez durum çok farklı… AKP’nin her şeyi olan ve bu başarının mimarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türk Usulü Başkanlığı’ söz konusu… Bunun içinde AKP’nin en azından anayasa değişikliğini referanduma götürebilecek 330 milletvekiline ulaşması gerekiyor.

 

Erdoğan, bu kez AKP’nin başında bulunmuyor. Onun koltuğunda Ahmet Davutoğlu oturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinden sonra ki AKP’yi beğenmemiş veya ‘Türk Usulü Başkan’ için yeterli çaba içinde olduğunu görmüş olacak ki, meydanlara kendisi indi.

 

Tarafsız olması gereken ancak, Cumhurbaşkanı olmadan önce de tarafsız olmayacağını deklere eden Erdoğan, meydanlarda tüm muhalefet partilerini yerden yere vurup, 400 milletvekili istediğini söylüyor. Erdoğan başkanlığı, dünyadaki örnekleri gibi de istemiyor. İstediği ‘Türk Usulü Başkanlık…’ Ve bu başkanlığın yetki sınırlarını da, kanımca kendisi belirlemek istiyor.

 

Tüm bu öngörüler doğrultusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 7 Haziran’a kadar eksik gördüğü tüm durumlara müdahale edeceği aşikardır. Nitekim Meclis’te görülen 132 maddelik ‘iç güvenlik paketi’ne müdahale ettiği gibi… AKP ve Erdoğan, tüm dikkatleri paketteki 2 maddeye çevrilmesini sağladı. Diğer 130 maddeyi ise dikkatlerden kaçırttı. Kimse diğer maddelerin getiri-götürüsünü tartışmadı. Tıpkı diğer paketlerde olduğu gibi…

 

Bu arada ‘iç güvenlik paketi’nin Meclis’te görüşülmeleri sürüyor. AKP’liler, CHP ve MHP’lileri kavgalarla sindirmiş gözükse de HDP’liler, oturma eylemiyle bir anda dünya gündemine oturdu. Fakat Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi için gerçekleştirilen operasyon, bir anda tüm gündemi alaşağı etti. Türkiye, her nedense 3-4 ay bekledikten sonra, böylesine yoğun bir gündemin yaşandığı bir dönemde operasyona onay vermesi bazı çevreler tarafından manidar gibi gözükebilir.

 

DİLLER TEHLİKE ALTINDA

 

Birleşmiş Milletlerin 2000 yılında aldığı kararla, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü olarak kutlanıyor. Günün amacı dünyada konuşulan ve yok olma tehlikesi yaşayan dillere destek vermek ve herkesin ana dilini konuşmasını sağlamaktır.

 

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) yayınladığı ‘Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre, Türkiye'de 15 dilin tehlike altında olduğunu, 30’dan fazla dilbilimcinin katılımı ile ortaya konuldu. Ayrıca 3 dilin ise kaybolduğu belirtiliyor.

 

Anadil elbette ki çok önemli… Türkiye’de milyonlarca Kürt bulunuyor ve büyük çoğunluğu anadilde eğitim istiyor. Ancak bu bir türlü gerçekleşmiyor. Kürtçe sadece liselerde seçmeli ders olarak kabul ediliyor. Ama bunun bile altyapısı hazırlanmıyor. Çünkü Kürtçe öğretmen atamaları bir türlü gerçekleştirilmiyor.

 

İşte bu nedenle ‘çözüm süreci’ önemli ve herkesin buna sahip çıkması ve de seçime kurban edilmemesi gerekiyor. Masaya oturan taraflar, her şeyi karşısındakinden bekler ve bu algıyı topluma böyle yayar ise, ortada çözüm diye bir şey kalmaz. Çözümsüzlük sarmalıyla da anadiller kaybolmaya devam eder.

 

 

Sevgiyle kalın.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık