Şeyhmus İDRİSOĞLU

ÜÇ DE YETMEZ, BEŞ TANE


Şeyhmus İDRİSOĞLU
26 Kasım 2013 Salı 13:05

 

Çevreye baktığımızda etrafımızı saran kalabalığı görünce ister istemez akla artan nüfusumuzun nedenleri ve sonuçları geliyor. Yaşanan olumsuzlukları ise göz ardı edemiyoruz. Yapılan kilometrelerce duble yollara rağmen kazaların ardı kesilmiyor. Bunca insanın yollara sığmayan araçları, ayrı bir stres sebebi olarak karşımıza çıkıyor. Fiziki olarak sığamadığımız caddelerde “insan mı araba mı?” önceliği sorunsalına şimdi değinmeyeceğim. Aklıma takılan soru; çok çocuk yapmanın ülkeye menfaatleri!

1980’lerde kırk dört milyon olan kişi sayımız, 2012 yılında yetmiş beş milyonu buldu. Genç nüfusun katlanarak arttığı, “arttırılmaya” çalışıldığı memleketimizde altı doldurulmamış vaatlerle vahim sonuçlara doğru gidiliyor.  Eğitim sistemi bir türlü yerine oturmamış, yaz boz tahtasına çevrilmiş bir ülkede ne tür bir gelecek bekleniyor? Eğitmekte zorlandığımız çocuklarımıza karşı vicdanen eziklik hissetmeyecek siyasiler varsın bağırsınlar “ üç de yetmez beş tane” diye.

Türkiye’de on beş- yirmi beş yaş aralığındaki on iki milyon gencimizin büyük bölümü ne bir iş sahibi olabilmiş ne de yeterince okul okuyabilmiş. Yüz binlercesi iş ararken ne tuhaftır ki büyük bölümü de iş aramaktan vazgeçmiş, pes edip kendini sokağın akışına bırakmıştır. Sokaklarda suç işlemekten başka şansları kalmamış yirmi binin üzerinde genç ve çocuk var. Önlem almadan teşvik edip çoğalması emredilen Türkiye gençliğinin fotoğrafı can acıtıyor. Cezaevlerinde gelecek kaygısı taşıyan binlerce yavrumuzun karşısında başımız dik duramıyoruz.

Ülke fotoğrafını incelemeye devam edelim…

Eğitim alma şansı bulanların durumu da diğerlerinden farklı değil.  İki milyona yakın gencimiz dershanelerde yarışarak üniversite kapılarını zorluyor. Her köşe başına inşa edilecek ölçüde çoğalmış içi boş üniversite eğitimine rağmen sırf okumuş olmak için süren bir yarış var. Kalitesi sorgulanan sistemin aksak yanlarını görmemek için kör olmak gerekiyor.  Kazanıp okulu bitirenlerin büyük bölümü devlet kapısında veya özel sektörde iş bulamadığından “kaldırım mühendisi” misali kahve köşelerinde heba olup tükeniyorlar.

12 Eylül vahşeti ülkeye sadece kan ve gözyaşı getirmedi. Korku cumhuriyetinde yaratılmış kimliksiz bir nesil çıkardı karşımıza. Apolitik, geleneklerinden uzaklaşmış,  köşe dönme felsefesiyle büyütülmüş gençlerimizin düştüğü trajik durumu kimse göz ardı edemez.  Ne tuhaftır ki devlet bu konumdan faydalanmadan duramamış, kumarhaneleri yasaklarken yasal kumarhaneler diye adlandırdığım icatlara seyirci olmuştur.  Milli piyango, spor toto, loto, at yarışları ve iddia bayilerine yönelerek kazanç elde eden gençlerimizin vebali iktidarın boynunadır. Kolayca para kazanmayı iş edinmiş gençlerin olumsuzluklarını gazetelerin üçüncü sayfalarında okumak mümkün. Diğer taraftan TV de yayınlanan yarışma programlarına yoğun ilgi gösteren ülke insanının üç beş kuruş kazanmak adına onurlarını ayakaltına aldıklarını izliyoruz. Sabah kalkınca zengin olabilme adına çeşitli dalavereler çevirerek geleceğini sağlama almak isteyen çoğunluğun daha da artarak büyüyeceği görülüyor. Ve bu haksız çoğunluk büyürken diğer taraftan namuslu insanların da yaşam alanlarının daralacağı ve huzurlarının kalmayacağını bilmek için çok araştırmaya gerek yok sanıyorum.

Geleceği garanti altına alınmamış çocuk sayısını çoğaltma zihniyetini saçma buluyorum. Beyinsel fonksiyonları düzgün çalışan her insanın ilk önce gelecek kaygısı taşıması gerekir. Dünyaya getirilecek evlatların iyi yetişmesi için gereken şartlar hazırlanacak. Maddi imkânsızlık içinde ayakta durmakta zorlanan ailenin fazla çocukla başı göğe ermeyecektir.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star