Şeyhmus İDRİSOĞLU

UMUTLA BEKLEYEN ANALAR


Şeyhmus İDRİSOĞLU
13 Mayıs 2013 Pazartesi 00:24

 

 

Anneler Gününde ülkemizde anneliğin ne demek olduğunu bizlere bir kez daha yaşatan Cumartesi Annelerinin yaşanan dramını anlatan gerçek bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hikâye dedimse de binlerden bir yaşanan bir trajedidir.

20 Mart 1995 günü Hasan Ocak annesini arayıp, "Akşama yemek yapma, ben balık ala­cağım" dedi. Kız kardeşinin yaş günüydü. An­cak o gece balık gelmedi, Hasan da…sevinç yüzlerinde kurudu, acı bir hançer gibi sinelerine saplandı.

Gö­zaltına alındığı duyuldu, bilindi ama izine, tozuna ulaşmak mümkün değildi. Bakılmayan hastane, başvurulmayan karakol, şikâyet edilmeyen savıcılık kalmamıştı. yoktu, bulunamıyordu, yer yarıldı da içine girmişti.

Annesi Emine Ocak, günlerce 28 yaşındaki "el bebek, gül bebek büyüttüğü" kuzusunu aradı durdu. Arama, şikâyet mahkemeye kadar gitti. Bir mahkemede ayağa kalkıp hâkime "Oğlumu kimden sorayım?" deyince, gö­revli komiser; "Gel ben seni oğluna götüreyim" dedi. “Sağ mı? İnanayım mı? ..." derken içerde buldu kendini! Mahkemenin huzuru­nu bozmaktan 60 yaşında, 19 gün hapis yatırdılar. Yürek yangını bir anneye yapılmış yeni bir zulümdü bu.

55. günün sonunda gelen "meçhul" bir te­lefon, oğlunun gerçek adresini fısıldadı. Hasan’ın telle boğulmuş bedeni, kimsesizler me­zarlığında yatıyordu. Mezarı açtılar, Emine ana oğluyla kucak­laştı. Cesette olsa o anı ne makineler fotoğraflayabilir, ne kalemler yazabilirdi.

İşte kayıp yakınları bu olaydan sonra her Cumartesi, yarım saat için Galatasaray Lisesi önünde toplanmaya başladılar. Orada yalnız olmadıklarını fark ettiler. Hasan’ın ardından di­ğerleri gelmiş, sadece o yıl gözaltında kaybol­duğu iddia edilen insan sayısı 300'ü bulmuş­tu.

Anneler Gününde Cumartesi Annelerinin gününü nasıl kutlayalım? Her Cumartesi, gözaltında kaybolmuş veya evden çıkıp bir daha eve dönmeyen çocuklarını, belki yaşıyorlar umuduyla akıbetini öğrenmek için yılardır Galatasaray Lisesi önünde eylem yapan annelere ne hediye alalım?

Uzun zaman coplu hakaretlere maruz kalan annelerimizi bu kez yerlerde sürüklemeyip coplamadan, sevgiyle kucaklayarak kutlayalım günlerini. Polisler cop yerine karanfillerle gidip güzel ellerinden öpsün, onlardan özür dilesinler. İnanın acıları bir nebze olsun hafifleyecektir.

Devlet adamlarımız; Cumhurbaşkanıyla, Başbakanıyla, Bakanlarıyla, Genelkurmayı ve Emniyet Genel Müdürüyle mağdur annelerin çocuklarının akıbeti hakkında yüreklerine su serpecek  ölüm haberi, mezar bile onlar için güzel haberdir. Bunu söyleyerek sevinçlerine ortak olabilirler.

Anneyi anlamak, anlayabilmek, özelikle çocuğu kayıp anneleri… Bebeğini 9 ay özenle taşıyıp, geleceğinin hayalini kuran anneyi anlayabilmek! Zor olmalı elbet… Karnındayken koruduğu evladının, dış dünyada başına gelebileceklerden korkan anneyi anlamak zordur. Karanlıklardan dönmesini beklediği yavrusunun asla dönemeyeceğini söylemek de zor. Pes etmez, umudunu yitirmez kayıp anası. Bekler gözü yaşlı son nefesine kadar. Umut olur o okul kapısının önü. Dert ortaklarıyla isyan eder yavrusuna kavuşamayışını. Bir Berfo ana ölür, bin Berfo devralır nöbeti. Bize düşen ise; onları yalnız bırakmamaktır. En kutsal varlıklarımız olan analarımıza sahip çıkmamızdır. Annelerin, özellikle de Cumartesi Anneleri'nin günü umut dolsun, kutlu olsun.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık