Şeyhmus İDRİSOĞLU

UNUTURAMAZSINIZ


Şeyhmus İDRİSOĞLU
4 Mayıs 2013 Cumartesi 11:04

 

Dünyada ve ülkemizdeki emekçiler kanla, zulümle, işkencelerle, katliamlarla verdikleri mücadele sonucunda elde ettikleri 1 Mayıs işçi bayramını kutladılar.

Hükümet kanadının 1 Mayıs’ı

Türkiye’de yaşayan insanlara bir lütuf sunmuş gibi lanse etmesini anlamak mümkün değil.

Hükümet yandaşları ve basına bakılırsa ”Daha ne istiyorsunuz? Bahar bayramı diye dayatılan işçi ve emekçi bayramınızı resmi tatil ilan ederek sizlere sunduk. Özgürce, güvenlik içersinde kutlamanıza zemin hazırladık ve kutladınız. Daha ne istiyorsunuz?” diyorlar. Nara atmalarına gülüp geçmekten başka yapacak bir şey yok. Bu söylemler bana Süleyman Demirel’in “ KOMİNİZM GELECEKSE BİZ GETİRİRİZ” konuşmasınıhatırlattı.

1 MAYIS işçi bayramını Taksim Meydanında kutlanmasına izin vermeyen iktidarın yasakçı tavrınıhep birlikte izledik. Çatışan istekler sebebiyle nahoş görüntüler çıktıortaya. Sendikalar, sivil kitle örgütleri, öğrenciler ve halk“Taksim bizim sembolümüzdür” dediler. Göstericilere adeta düşmana saldırır gibi saldıran polisin orantısız güç kullanımında yine başarı sağladığı! görüldü.

İçişleri bakanı ve valinin açıklamalarını, hukuk devleti diye tanımladıkları ülkemize yakıştırmak mümkün değildir. Alanlara inenler marjinal guruplardır, radikal örgüt üyeleridir saptaması hastalıklı bir tespittir. Örgütler ve aykırı düşünen gruplar, tabi ki demokratik ülkelerde olduğu gibi kendilerince haklı buldukları taleplerini meydanlarda haykıracaklar. Size uymadıkları için gaz bombalarıyla saldırmanız gerekmiyor sanırım. Ülkenin bu yasakçı zihniyetle geri kaldığını toplumun her kesimi biliyor ama sizler görmek istemiyorsunuz.

İşçiler, öğrenciler ve halk için taksim neden önemliydi? Neden diretiyorlardı bayramı Taksim’de kutlamak için?

1977’de derin güçlerin tezgâhladıkları katliamda 34 kişi katledilmiş, rastgele silah atışı yüzünden ezilme suretiyle pek çok insanımız yaralanmıştı. O gün tarihe kanlı 1 MAYIS olarak geçti. Katliama ev sahipliği yapan alandaki olaylarda yaşamını yitirenlerin anısına saygı ve faillerin bulunmasına dikkat çekmek isteyen insanların, bayramı yerinde kutlamaktan daha doğal bir arzuları olabilir mi?

Bu tür yasaklarla derin güçlerin tezgâhladığı onlarca katliamları bizlere unutturamazsınız!

16 Mart 1978’de İstanbul üniversitesinde olanları kısaca hatırlatmak istiyorum. Devrimci öğrencilerin okul çıkışında üzerlerine atılan bomba ile 7 ölü ve 41 yaralı gibi hazin bir anımız vardır, asla unutamayacağımız. 30 yılı aşkın süredir “faili meçhul” adı altında katledilen 17 bin beş yüz insanımızı unutturabilir misiniz? Sivas’ta Madımak otelinin yakılışını,Maraş katliamını, Dersim’i unutturabilir misiniz? Halen faillerini bulamadığınız. Roboski katliamını unutturabilir misiniz? Ceylan Önkol’u, 18 aylık Mehmet bebeği, çobanlık yapan Caziye Ölmez’i, Hakan Uluç’u, panzerin ezdiği Maziye Aslan’ı, Uğur Kaymaz’ ı? ... Bunlar son 20 yılda öldürülen 351 çocuktan bazılarıydı. Üzüntümüz unutmamıza engeldir.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de bayramın ve anma etkinliklerinin istenen yerde kutlanmasına müsaade ederseniz ne ülke bölünür ne kıyamet kopar! Sadece kırılan uygulamadığınız egolarınız olur.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star