Duygu SUCUKA

Urfa ve Ben


Duygu SUCUKA
19 Haziran 2013 Çarşamba 08:07

devletin ajanı olarak, kadınları kandırmak için buraya gönderildiğim yakıştırmaları... Daha sonra bu yakıştırmalar MİT ajanlığına dönüştü.

***

Urfa ve Ben

Urfa’yla tanışıklığım epeyce eski yıllara gider. İlk kez, 1980 yılında, öğrencilik stajım nedeniyle bulunduğum Diyarbakır’dan Tarsus’a giderken görmüştüm Urfa’yı.1980’li yıllarda da Batman’da çalışıyorken, memleketim Tarsus’a gider gelirdim. Yolum Urfa’dan geçerdi. 1990’lı yıllarda Adıyaman’da görev yapıyorken turistik gezi ve alışveriş amaçlı Urfa’ya gittiğimiz olurdu. 2000’li yıllarda ise sosyal çalışmalar, dernek faaliyetleri nedeniyle hep gidip geldim Urfa’ya.

 

Yolum transit geçerken bu şehirden, pek detaylı gözlem yapamasam da o zamanki halini hatırlıyorum, bir de şimdiki Urfa’ya bakıyorum. Tüm gelişen dünyada olduğu gibi Urfa da kendi çapında çok yol aldı. GAP’ın hayata geçirilmesinden en çok faydalanacak il olarak düşünülüyordu. Ancak GAP’ın, Urfa için planlanan modeli henüz tamamlanamadı. En önemli ayak olan sulama projeleri bitirilemedi. Buna rağmen GAP’tan en fazla gelişme sağlayan il olduğunu da inkâr etmiyor Urfa.

 

Bu şehri ilk gördüğümde tarih 3 Temmuz’du. Yanıp kavrulan, sıcak ve tozlu bir şehirdi. Gaziantep yönüne çıkan dar bir asfalt yol, kenarlarda küçük dükkânlar sıralanıyordu. Otogar son derece bakımsız ve köy meydanı gibiydi. Daha sonraki gelişlerimde pasajlarla, Balıklı Göl’le tanıştım. Urfa’nın sembolü olan Balıklı Göl, o zamandan bu zamana hep aynı. Kutsal ve merak konusu bir mekân. Şimdilerde daha bakımlı olduğu gözden kaçmıyor.

 

2000’li yılların başlarında gelişmekte olan Urfa dikkat çekmeye başlamıştı. GAP’ı, Ortadoğu’yu, Güneydoğu’yu inceleyen, anlatan yazılar yazıyordum o zamanlar. Bu yazılar sanal ortamda ilgi görüyordu. Çünkü GAP merak konusuydu.

 

1999 yılında, internet bugünkü gibi gelişmemişken, ilgi duyduğum konular ve çalışmalarım nedeniyle sanal ortamdan Urfalı arkadaşlar buldum. Muhammet Taşçılar ve Gül San ilk Urfalı arkadaşlarımdı. Sonrasında merakım ve çalışmalarım arttı. Urfa’ya birkaç kez geldim. Bu arada Adıyaman’da görev yapıyorken kurup yönettiğim dernek nedeniyle de çalışmalarım, Güneydoğu ile ilgili araştırmalarım, Adıyaman’dan ayrılıp Ankara’ya tayin olduğumda devam etmişti. Yani yıllarca görev nedeniyle bulunduğum Güneydoğu, oralardan ayrıldıktan sonra bir kalemde unutulması mümkün olan bir kavram değildi benim için. Sonuçta hep devam etti. 2005 yılında Güneydoğum Deneğini kuruncaya kadar.

 

1999 yılında sanal ortamdan Urfa’dan bir muhatap bulmaya çalışırken Muhammet Taşçılar çıktı karşıma. Bilişim dünyasının Urfa’daki öncülerinden birisidir kendisi.  O zamandan bu zamana, kendisine ait haber sitesinde 12 yıla yakın bir süre köşe yazarlığı yaptım. 

Güneydoğum Derneğini 2005 yılında kurduk ve Güneydoğu’daki ilk panelimizi de Urfa’da yaptık. Değişik zamanlarda sağlıktan eğitime, GAP’tan hayvancılığa, kalkınmadan kadına-sokakta çalışan çocuklara birçok çalışmamız oldu bu şehirde. Üniversiteyle yakın diyalogumuz oldu. Rektör Sayın İbrahim Halil Mutlu, Ziraat Fakültesi Dekanı Sayın Mehmet Ali Çullu, ortak çalışma yaptığımız diğer hocalar ellerinden geldiğince desteklediler yapılan çalışmaları, ortak çalışmalarda yanımızda oldular.

 

Anlattığım bu çalışmalarımız sürecinde Urfa’nın valileri değişti. Makamlar, görevler gelip geçici olsa da kurumlar kalıcıdır. Urfa Valiliği tarafından her daim çalışmalarımıza ilgi gösterildi, hatta elverdiğince çalışmalarımızın içinde oldular ve desteklediler. Bazı ilçelerin Kaymakamlıkları çalışmalarımıza son derece destekleyici ve yardımcı bir çizgide yaklaştılar

 

Aynı şekilde Şanlıurfa Belediyesi de hep destekleriyle, çalışmalarımızdaki işbirliğiyle, bize verdikleri önemi yansıtan duruşlarıyla kalbimizi kazandılar. 

Gerek Duygu Sucuka, gerekse Güneydoğum Derneği olarak Urfa’nın sorunlarını Urfalılarla birlikte ele alıyor, çözümler üzerinde durmaya çalışıyordum. Ama beni zaman zaman geri iten nahoş yansımalar da almıyor değildim. Daha Urfa’da ilk ses vermeye başladığım zamanlarda, Urfa sanal grubundaki tartışmalarda, devletin ajanı olarak buraya gönderildiğim, kadınların aklını çelmeye çalıştığım yakıştırmaları oluyordu. Daha sonra bu yakıştırmalar MİT ajanlığına dönüştü. Bunu alenen ortalıkta söyleyip gezenler bugün Güneydoğum Derneğinin çalışmalarını haber yapıyorlar.

 

Çok önemsememeye çalıştığım işin bu yanı bir kenara, Urfa ve Güneydoğum Derneği kavramı, benim için çok önemli bir aşama kaydetti.

 

Bireysel olarak veya dernek temelinde, geçmişten bugüne Urfa ile ilgili kendi gözlemlerimi aktarmaya çalıştım. Benim ilk gördüğümden son gördüğüme kadar büyük bir değişim ve gelişim yaşadı Urfa. Kentsel değişimin olumlu çehresi tartışmasız Belediye Başkanı Eşref Fakıbaba zamanında olmuştur. Şehir ekonomik kalkınmasını büyük ölçüde GAP’a yani devlete borçludur. Son yıllarda bu şehri temsilen bir Bakan (Faruk Çelik) olması da, Urfa için olumlu değişim ve gelişimlerin, yatırımların diğer nedenidir.

 

Urfa’nın Üniversitesi, tartışmasız kültürel değişimin en önemli ayağıdır. Harran Üniversitesi bugün Türkiye üniversiteleri arasında önemli bir yere sahiptir. Büyük bir üniversitedir, Urfa’ya çok şey katmıştır. İyi bir yönetimi vardır.

 

Tüm değerlendirmeler bir yana, Urfa’nın daha alması gerekli çok yollar vardır.

***

Urfahaber gazetesinin yayın hayatına geçmiş olmasını kutluyor, başarılarının devamını diliyor, hayırlı olsun diyorum.

 

19.06.2013


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık