Ahin GÜNEŞ

Urfa’yı ne kadar sevdik.


Ahin GÜNEŞ
22 Mart 2011 Salı 02:00
Çocukluk yıllarımın belki de en güzel günleriydi. Rahmetli dedemle onun kendi elleri ile ektiği bostanda dolaşmak, toprağı sulamak, her türlü hormondan uzak yetişen, domatesin, salatalığın, maydanozun, patlıcanın, biberin kokusunu yüzlerce metre uzaktan alabilmekti.
 
Bir gün yine, okullar yaz tatiline girmiş, bende soluğu köyde dedemin yanında almıştım. Birlikte yine bostanın yolunu tutmuştuk. Urfa’nın acımasız ve bir o kadar da sevdiğim cehennem sıcağında domateslerin ekili olduğu tarlaya varmıştık. Dedem önde ben elimde “bel” denen sulamada kullandığımız kürekle arkasından ilerliyordum.
 
Birden dedem duraksadı. Sol eli ile arkasına bana doğru sessizce işaretle durmamı söyledi. Durdum ve durumu anlamıştım. Önümüze yılan çıkmıştı. Dedeme doğru elimle işaret edip Yılanı öldürmeyi belirttim. O ise yine aynı işaretle “dur” dedi. Derken yılan bu, bostanın içinde süzülüp gözden kayboldu.
 
Dedeme bu kez sesli “ Dede niye bırakmadın. Öldürseydik” dedim. Dedem o sevecen şefkat dolu yüz ifadesi ile “Her güzelliğin vaz geçilmez bir çirkinliği vardır. Ve bu güzelliği o çirkinliğe borçludur. Bırak bu bostanın çirkinliği olan bu yılan yaşasın. Hiç olmazsa tarla farelerinin kabusu olur” demişti. 11 Yaşında ilkokul 5. Sınıf öğrencisi olduğum için söylediklerine pek bir anlam verememiş ama söylediğini hafızama harfi harfine yazmıştım.
 
Şimdi o sözlerini 32 yıl sonra hafızamdan gün ışığına çıkardığımda ne demek istediğini anlıyordum.
 
Evet.  Ne de olsa şuan Urfa’da bir bakıma çeşit çeşit insanların yetiştiği bir bostan değil mi?. Eskiden hep söylerlerdi “Urfa’ya gelen ağlar, giden ağlar”. Şimdi öyle mi peki? Değil!
 
Yıllar önce Urfa’da şimdiki gibi ne “siyasi rantlar”, “menfaatler”,” satılmışlıklar” ve daha sayamadığım yüzlerce insanın kimyasını bozan hormonlar yoktu.
 
Şimdi gelinen süreçte, tarladaki ürüne, içtiğimiz çaya, ekmeğimize, suyumuza hormonları doldurdular. Hormonlu bir nesil yetiştirdiler. Dışı insan içi bomboş ruhsuz varlıklarla doldurdular.
 
Malumunuz şimdilerde adeta zengin evi olan AK Parti’den 348 aday adayı deyim yerindeyse bostana sahiplik etmek üzere öne atılmış.
 
Acaba içlerinden kaç tanesi gerçekten hormonlardan uzak, içi dışı olduğu gibi doğal ve mum gibi dibini aydınlatmaktan uzak bir ışık kaynağı olacak niteliklere sahip.
 
Sonuç olarak merak ediyorum; Temayül yoklamasında aday adayı olanlarla ve onlara oy verenler, geçenlerde zorla nişanlandırılmak zorunda kalan ve buna dayanamayıp 16 yaşında intihar eden Ayşe’nin çığlığını duydu. Aynanın karşısına geçip kendine “Urfa’yı ne kadar sevdik” diye tarafsızca ve fütursuzca sordu.
 
Ben söyleyeyim: HİÇ BİRİ
 
Çünkü Ayşe’nin kendini merdiven boşluğuna bıraktığı sıra da onlar kendilerine oy verecek delegelerle kapalı kapılar ardında ahlaksız ve bir o kadar kıyasıya pazarlık içindeydi…


Hayatı doğruları ve Urfa’yı gerçekten sevenlere saygılarımla..

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star