Vali Kudüs’le Urfa’yı karıştırdı


16 Mayıs 2012 Çarşamba 10:56
Bugün yapılan Avrupa Birliği kadın ve kadın sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi hibe programının tanıtım toplantısına katıldım… Projenin ilk hedefi eğitim ve kapasite geliştirme bölgedeki kamu kuruluşları yerel yönetimler sivil toplum örgütlerine eğitim danışmanlık hizmeti vermek.  İkinci ayağı ise hibe programının açılış toplantısı üç bölgeden ( Güneydoğu, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu) katılımcıların bulunduğu toplantıda güne damgasını vuran Şanlıurfa valisi Sayın Güvenç oldu…
Valiyi ilimize geldiğinden bu yana ilk defa bir toplantıda dinleme imkânı buldum.  Konuşması sırasında vurguladıkları şaşırtıcıydı. Şanlıurfa’dan bahsederken Hz. İbrahim’in doğduğu yaşadığı öldüğü ve mezarının Urfa’da olduğunu söylediğinde şaştım kaldım… Göbeklitepe, Amazon mozaiklerine Hz. İbrahim’in mezarını da eklemeyi mi düşünüyor?  Anlamadım.
Hz. İbrahim’in Urfa’da doğduğu hakkında rivayet vardır.  Fakat mezarının Urfa’da olduğunu söylemek ciddi bilgi eksikliğinin gafıdır.  Mezarı  ( El Halil ) Kudüs’de bulunmaktadır.
Hep aynı yüzler ifadesi tespitiniz doğru… Bu memlekette ister kamu olsun, ister STK ister yerel yönetimler olsun kullanabileceği hegemonya kurabileceği kişilere odaklanırlar. Diğerlerini yok sayarlar ret  ederler engel olurlar ve asla davet etmezler.  Bu yüzden siz her zaman aynı yüzleri görüyorsunuz…  Hala sivil toplum kuruluşunu temsil eden şahıslar benim derneğim, benim meclisim, benim kurulum, diyerek kişiselleştiriyorsa, sizin farklı yüzleri görmeniz imkânsız bu şehirde…
Urfa’daki kadın hareketini ve kamu STK  ve yerel yönetimlerin üretemediği siyasetini uzaktan gözlemliyorum. Bir adım öne çıkan kadınlar adına tam sevinecekken… Ne göreyim kadın gücünü kendini piyon olarak kullanan statü edinmesini isteyen kocası ya da kadını sembolik vitrin amacıyla kullanan erkekler yönetiyor. ( kadın komisyonları gibi )
Kadın birey olamamış hala bağımlı o kadar bağımlı ki konuşma metinlerine kocalarına, kendilerini oraya taşımaya izin veren eril zihniyete övgüler yağdırarak başlıyorlar. Bu kadınlar diğer kadınlara liderlik yapabilirler mi? Hayır yapamazlar.  Ben şimdiye kadar bu kadınları toplumsal bir dava için mücadele ederken görmedim. Koltuğunu kaptırmamak adına çevresindekileri tehdit eden,  (benim kim olduğumu biliyor musun ben falanın torunuyum, eşiyim, v.s ) diyerek kendini kaybetmiş kadınları var. Siyaset üretemeyen bu şehrin kadınların hırsları,  sadece statü edinmek her yerde görünmek,  kendini reklam etmek, diğer kadınlarla yarışmak olan kadınların faaliyetleri bundan ibaret…

Öyle ki  bu statüyü kullanan aynı protip kadınların icraatları, atanmış ve seçilmiş yöneticilere telefon ederek basit taleplerde bulunmak, makamlarında ziyaret ederek kendilerini tanıtmaktan öteye geçmiyor. 
Bu tanıtmak sadece bürokratların makamlarında olmuyor basit kuaför randevusu alırken bile ben falan milletvekilinim eşi, kızı, bacısı veya geliniyim diye vekil etiketi kullanan kadınlar var. Siz bu yüzleri görüyorsunuz.
Siz kendi imkânlarıyla el becerisini geliştirerek üretim yapan Gurbet, Fatma, Dilek, Nurdan gibi cevval kadınları… Siz hala resmi dilini konuşamayan,  Karacadağ’da yaşayan göçer kadınları…  Siz her yıl mevsimlik tarım işçisi olarak zor koşullarda sosyal güvencesiz çalışan kadınları bu toplantılarda göremezsiniz.  
Memleketimizde aşiretçilik dayatması bitiyor diye sevinirken bu defa dişil versiyonlarını görmeye başladık.  Kadın güçlensin istiyoruz fakat güçlenirken çevresindeki kadınları ezmeye başlamasın. Kadınlar güçlendirme bahanesiyle kadınları kişisel egolarınıza alet etmeyin…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık