Şeyhmus ÇAKIRTAŞ

Ya Hatip'le Meclise, ya da meclissiz bir yaşama?


Şeyhmus ÇAKIRTAŞ
24 Haziran 2011 Cuma 01:12
Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçimlerden önce BDP’nin desteklediği adaylarla ilgili aldığı veto kararı halen zihinlerde canlı  ve kanlı dururken, bu kez  halkın büyük desteğini alan Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürüldüğüne dair YSK’nın  açıklaması ortamı yeniden gerdi. Şimdi sokaklar ısınacak, tepkiler çığ gibi büyüyecek.
Karar üzerine ilk tepki doğal olarak BDP’den geldi…BDP eş genel başkanı Filiz Kocali çok net bir açıklamayla kararın düzeltilmesi istedi ve ekledi: “Ya Hatip Dicle’yle meclise, ya da meclissiz bir yaşama….”
Şimdi ne olacak?
YSK kararında diretip, ortamın iyiden iyiye gerilmesine mi sağlayacak, yoksa aklın sesini dinleyip kararını düzeltecek mi?
Şimdilik durumun nerelere varacağı belli değil. Ama işin ciddiyeti giderek kendini hissettiriyor. Daha şimdiden bir çok kesimden tepkiler yağmaya başladı.
DTK bu gün yaptığı toplantıda olayı değerlendirip,  Diyarbakır’dan milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin vekilliliğinin düşürülmesinin kabul edilemeyeceği , blok listesinden milletvekilleri seçilenlerin meclise gitmemesini ilkesel olarak benimsediğini açıkladı.
Bu kararın arkasından alınan karara karşı halkın demokratik tepkisini göstereceği ifade edildi. Bu açıklamanın ardından Diyarbakır’da Dicle için oturma eylemi başladı. Yarından sonra eylemlerin dozajı büyük ihtimalle artacak.
Çünkü Hatip Dicle Kürtler için demokrasinin turnusolü  olmuş durumda. Hatip’siz bir  meclis,  eksik ve rengini kaybetmiş bir tablo gibi olacak.
Bu karar ve daha önceki veto girişimiyle ilgili YSK’nın almış olduğu kararlarının zamanlaması dikkat çekicidir. Hatip Dicle ve arkadaşlarının adaylıkların eksik evrak yüzünden veto edilmesi, gösterilen tepkiler üzere adaylıkların kabul edilmesi ve listelerin kesinleşme tarihinden sonra Hatip Dicle’nin yargı tayda bekleyen cezasın onanması bir tesadüf olmasa gerek…
Her şey o kadar ilginç ve karmaşık ki kararlar tam anlamıyla bunalım yaratmaya yönelik. Listelerin kesinleşmesi sırasınca alınan veto kararları ve  Hatip Dicle için verilen bu kararın amacı açıkça kaos yaratmak, çatışmaları derinleştirmektir.
Hatip Dicle’nin cezası yargı tayca onanmıştır. Ama bu onanmanın zamanlaması ilginç değil midir? Listeler kesinleştikten sonra verilen mahkumiyet kararın neden milletvekilliliği engel teşkil etsin.. Yasalarda böylesi bir vurgu varsa, AKP hızlı bir şekilde yasal düzenleme yapabileceğinin sözünü vermeli, siyasetsin önünü açmalıdır…
Bu durum karşısında seyirci kalmak, doğru bir tavır değildir. Hele AKP derhal harekete geçmeli,  krizi ortadan kaldıracak bir açıklama yapmalıdır…
Çünkü siyasi sorumluluk AKP’ye aittir..
Ama anlaşılan vicdanı  körelmiş AKP’liler, kanunların soğuk yüzüne sığınıyorlar… Oysa herkes biliyor ki Türkiye’de hukuk denilen  mekanizma, güç odaklarının emrindedir.. Toplumsal çıkarları esas alanlar zindanlarda heba olurken;  kanunlar insanlara  hukuk diye yutturulmaya çalışılıyor. Hukukta halkın iradesi esasken, kanun ise tahakküm edenlerin eseridir. Bu nedenle Hatip Dicle ile ilgili karar  hukuksal dayanaktan yoksun ve demokrasinin esaslarıyla zıt bir  karardır. Umuyor, diliyorum ki karar en kısa zamanda düzeltilip, Dicle ve arkadaşları serbest kalır…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık