Yaşam Enerjisi


10 Mayıs 2011 Salı 05:06

Yenilenebilir Enerji Kaynağı
; Enerji kaynağından alınan enerjiye eşit oranda veya kaynağın tükenme hızından daha çabuk bir şekilde kendini yenileyebilmesi ile tanımlanmaktadır.
Örneğin, güneşten elde edilen enerji ile çalışan bir teknoloji bu enerjiyi tüketir, fakat tüketilen enerji toplam güneş enerjisinin yanında çok küçük kalır.
En Genel Yenilenebilir Enerji şekli Güneşten gelendir.
Yenilenebilir Enerjinin Tesisler; hayvanlar ve insanlar tarafından kalıcı olarak tüketilmesi mümkün değildir.
Gelişmiş ülkeler, Güneş'ten gelen bu bedava enerjiyi depolayabilmek için laboratuvar çalışmalarına çok yüksek miktarlarda para harcamaktadırlar.
Yaşam Enerjisi Üreten Sistem
Güneş'in Dünya'ya gönderdiği “Bir Günlük Enerji”,
Tüm insanlığın bir gün boyunca ihtiyaç duyacağı enerjinin neredeyse on bin katıdır.
Güneş sebebiyle; suların buharlaşması, bulutların oluşması, Rüzgârla sürüklenme ve sonuçta yeryüzüne kar, dolu, yağmur şeklinde düşmesi sonucu oluşan akarsular üzerine kurulan hidroelektrik santrallerle elde edilen enerji de bir şekilde Güneş enerjisidir.
Bitkiler, milyonlarca yıl önce Güneş'ten gelen enerjiyi depolayan, Mükemmel bir sisteme sahiplerdir.
İnsanlar ve hayvanlar yaşayabilmek için oksijen alır ve karbondioksit verirler.
Ancak bu işlem sürekli devam ettiği halde havadaki oksijen miktarı azalıp,
Karbondioksit miktarı artarak mevcut dengeyi bozmaz.
İnsanların ve hayvanların tersine bitkiler,
Yaşamlarını sürdürürken karbondioksit alır ve Oksijen verirler.
Dolayısıyla insanların ve hayvanların tükettiği Oksijen,
Bitkiler vasıtasıyla tekrar üretilir ve dünyadaki denge korunur. Dünyadaki bu oksijen döngüsünün kaynağı ise fotosentezdir.
Fotosentez, bilim adamlarının bugün bile tam olarak çözemedikleri eşsiz bir işlemdir.
Etrafımızdaki bütün yeşil bitkilerde,
Bu işlemin gerçekleştiği trilyonlarca kimya laboratuvarı mevcuttur
Ve ihtiyaç duyduğumuz Oksijen,
Besinler ve enerji milyonlarca yıldır hiç durmadan üretilmektedir.
Fotosentez Neden Gereklidir?
Biyolojik olarak ihtiyaç duyduğumuz bütün enerjiyi ya doğrudan ya da otçul hayvanlar yoluyla bitkilerden alırız.
Güneş ışını saf enerji kaynağıdır; ancak ham olarak o kadar da kullanışlı bir enerji şekli değildir.
Bu enerjiyi vücutta doğrudan kullanmak ya da depolamak mümkün değildir.
Bu yüzden Güneş Enerjisinin Farklı bir Enerji türüne çevrilmesi gerekir.
İşte Fotosentez bunu yapar.
Bu işlem yoluyla bitkiler,
Güneş enerjisini daha sonra kullanabilecekleri bir Enerji şekline dönüştürürler.
Deniz ve Okyanuslarda da Fotosentez Yapılır.
Burada dikkat çekici olan, karadaki yeşil örtüyü devamlı yok edilmesine karşın oksijenin ana kaynağı olan okyanusların aynı hızla yok edilememesidir.
Fotosentez Nasıl Yaşam Enerjisi Üretir?
Arabanızın motoru, güneş enerjisi ile çalışır.
Jet uçakları, güneş enerjisi sayesinde uçar.
Siz de bu yazıyı okurken Güneş Enerjisi harcamaktasınız...
Elbette biraz önceki satırları okuduğunuzda ilk aklınıza gelecek olan, arabanızın benzin ile çalıştığı, jet uçaklarının ise uçak yakıtı kullandıkları olacaktır.
Bu yazıyı okumak için ihtiyacınız olan enerjiyi de Güneş'ten değil,
En son öğünde yediğiniz besinlerden aldığınızı düşüneceksiniz.
Oysa benzin de, yediğiniz besinler de, hatta yakacak olarak kullanılan odun ve kömür de Fotosentezden elde edilen Enerjiye sahiptirler.
Bundan milyonlarca sene önce Fotosentez yaparak Güneş Enerjisini bünyelerinde depolayan bitkiler ve bu bitkileri yiyen hayvanlar, toprağın derinliklerinde, yüksek basınç altında, milyonlarca sene bekledikten sonra bildiğimiz "Petrol" ü meydana getirirler.
Kömür ve Doğalgaz da yine aynı şekilde oluşur.
Kısacası Fotosentez sayesinde bitkilerde depolanan Güneş enerjisi milyonlarca yıl sonra insanların hizmetine bir başka yolla verilmiş olur.
Aynı şekilde yediğimiz besinlerden elde ettiğimiz Enerji de, bitkilerin depoladıkları Güneş Enerjisidir.
Hayvansal gıdalardan elde ettiğimiz Enerji de,
Yine o Hayvanların Bitkilerle beslenerek elde ettikleri enerjidir. Enerjinin kaynağı her zaman Güneş, bu enerjiyi insanın kullanacağı hale getiren sistem ise her zaman Fotosentezdir.
Yaşam Enerjisi Üreten Fabrika Nasıl Çalışıyor?
Tek bir yaprağın içinde kusursuz bir üretim sistemi vardır.
Bu sistemi daha iyi anlayabilmek için yaprak içinde görev alan yapıları günlük hayatta kullandığımız aletlere benzetebiliriz.
Yaprağın detaylarını büyüterek incelediğimizde her an faaliyette olan tüpler,
Özel işlemler için inşa edilmiş odalar,
Dev bir düdüklü tencere gibi çalışan supaplar,
Binlerce işlemi kontrol eden sayısız düğme
Ve hiç durmadan koşuşturan işçilerle dolu otomatik bir besin fabrikası ile karşılaşırız.
Daha dikkatli bakacak olursak,
Belirli noktalara yerleştirilmiş zaman ayarlayıcılarını,
Termostatları,
Nem ölçerleri,
Geri bildiri sistemlerini ve ısı kontrol mekanizmalarını da görebiliriz.
Her tarafı bir ağ gibi kaplamış olan boru hattı hammaddenin üretim birimlerine ulaştırılmasını ve üretim birimlerinde elde edilen ürünün bitkinin dokularına dağıtılmasını sağlar.
Bu boru hattı bitkinin aldığı besin suyunu yukarı doğru çıkartırken,
Bir taraftan da yapraklarda üretilen şurubu bütün ağacın beslenmesi için iç bölgelere doğru gönderir.
Bu kanalların hepsi yalnızca hayati sıvıları taşımakla kalmaz,
Aynı zamanda ağaçta ve yaprakta iskelet görevi görürler.
Bu harika bir sistemdir.
Çünkü insanlar tarafından inşa edilen yapılarda,
Binaların taşıyıcı elamanları (kolonlar, kirişler vs) ve binanın su tesisatı ayrı ayrı inşa edilirler.
Bitkilerde bu iki ihtiyacın tek bir kalemde çözüldüğü harika bir yapı vardır.
Yeşil Mucize Nasıl Gerçekleşir?
Fotosentez işlemi, yapraklardaki "Foto Sentetik Reaksiyon" merkezlerinde meydana gelir.
Güneş enerjisi kullanılarak havadaki Karbondioksit, Nişastaya ve diğer yüksek enerjili Karbonhidratlara dönüştürülür.
Ortaya çıkan oksijen ise havaya bırakılır.
Bitki daha sonra besine ihtiyaç duyduğunda bu karbonhidratlarda depoladığı enerjiyi kullanır.
Biz de bu bitkilerle beslenerek enerji ihtiyacımızı karşılarız.
Atmosferdeki oksijenin %30’u karadaki bitkiler tarafından karşılanırken %70’i ise denizlerde ve okyanuslarda bulunan bitkiler ve tek hücreli canlılar tarafından üretilir.
Bu oksijen üretimi ise fotosentez sayesinde gerçekleşir.
Atmosfere sürekli olarak çeşitli yollardan yoğun miktarda karbondioksit verilir.
Eğer atmosferdeki karbondioksit oranı,
Fotosentez yoluyla dengelenmeseydi,
Canlıların hayatlarını sürdüremeyeceği bir atmosfere sahip olurduk.
Fotosentez Işıkla Uyumu Hayati Önem Taşır
Güneş'in yaydığı çok farklı dalga boyları arasında sadece çok dar bir aralık yaşam için gerekli olan ışığı içerir.
Atmosfer öyle bir yapıya sahiptir ki, sadece yaşam için gerekli olan aralıktaki ışığın geçmesine izin verir, zararlı olan X ve gama ışınlarını ve diğer zararlı ışınları emer ya da geri yansıtır.
Bu süzgeçten geçtikten sonra yeryüzüne ulaşan ışık bitkideki özel bir anten sistemi tarafından algılanır.
Bitkide bulunan bu anten sistemi, o kadar hassas bir yapıya sahiptir ki sadece çok küçük bir dalga aralığında bulunan bu ışığı yakalar ve fotosentez işlemini başlatır.
Eğer ışık başka bir değere, hıza veya frekansa sahip olsaydı, pigment (bitkinin anteni) bu ışığı göremeyecek ve fotosentez işlemi daha başlamadan sona erecekti.
Günlük hayatımızda kullandığımız pek çok malzeme ile örneğin Kağıt, pamuk ve diğer doğal liflerin neredeyse tamamı fotosentezle üretilen selülozdan oluşur.
Hatta yün üretimi bile fotosentezle gelen enerjiye bağlıdır.
Çünkü bütün bitkisel ve hayvansal ürünler ile petrol gibi organik maddelerden elde edilen sayısız yan ürünün kaynağı fotosentezle işlenen güneş enerjisidir.

Saygılarımla.

İbrahim Halil Okuyan
İnşaat Yüksek Mühendisi
10.Mayıs.2011 Şanlıurfa


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık