Ercan AKKAR

YENİ ‘GAFFAR BABA’


Ercan AKKAR
12 Ekim 2012 Cuma 16:32

Merhum Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan, namı değer (Gaffar baba).

 

1990’lı yıllar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çatışmaların, faili meçhullerin, köy boşaltmaların, baskıların, işkencelerin, yasakların kısacası kaosun zirve yaptığı dönemler.

 

Evet 1990’lı yıllarda böylesine kaos dolu bir ortam yaşanıyordu. Bu kaos dolu ortamdan en fazla nasibini alan yerlerin başında ise, Diyarbakır geliyordu. Bugün yaşanan bütün sıkıntıların temeli adeta o dönem atılmıştı.

 

İşte böyle böylesi bir dönem yaşanırken, 18 Kasım 1997 yılında Diyarbakır’a Sakaryalı bir Emniyet Müdürü atandı. Adı Ali Gaffar Okkan’dı.

 

Ali Gaffar, Diyarbakır’a gelir gelmez kolları sıvadı. Farklı ve değişik bir kişilikti. Devletin o asık suratını yerlebir etti. Makam odasına kapanan, dört duvar arasından emirler yağdıran bürokrat tipini bir tarafa bırakarak, halkın içine girdi, halktan biri oldu.

 

Polisine, ‘Halka hizmet için varız. Eziyet için yokuz’ anlayışını yerleştirdi. Halka kapısını sonuna kadar açtı, kapısını açmakla yetinmeyerek, halkı sofrasına davet etti, kendisi halkın sofrasına oturdu, sokaktaki çocukların babası oldu.

 

Kimsenin konuşamadığı bir dönemde o hep haktan, hukuktan, adaletten bahsetti. Bu özellikleriyle Ali Gaffar, kısa sürede halkın gönlünde taht kurdu ve halkın ‘Gaffar babası’ oldu.

 

Ancak bu aykırı adam yaptıklarıyla, söyledikleriyle birilerini rahatsız etmişti. Ve o birileri onu hedef seçti. O birileri, 24 Ocak 2001 günü saat 17:30 sıralarında pusuya yatmış bekliyordu. Gaffar baba, makamından, valiliğe giderken Sezai Karakoç Bulvarı üzerinde, pusuya yatmış o birileri tarafından kurulan pusuda şehit oldu.

 

Ancak o birilerinin hesap etmediği bir şey vardı. Diyarbakır Gaffar babasına sahip çıkmıştı. Provokasyon ters tepmiş, Diyarbakırlılar olayı protesto etmek için kepenklerini indirmiş, kentin sokaklarında protesto yürüyüşü düzenlemiş ve cenazesini memleketine yüz binler gözyaşlarıyla uğurlamıştı.

 

‘RECEP BABA’

 

Aradan uzun yıllar geçti. Geçti geçmesine ama Ali Gaffar hiçbir zaman unutulmadı. Halen birçok işyeri ve evde ‘Gaffar babanın’ fotoğrafları, posterleri  duvarlardaki yerini koruyor. Ölüm yıl dönümünde ise mevlitler okutuluyor.

 

Bugün ise durum çok farklı.. Onun açtığı yolda birçok tabu yıkıldı,

birçok şey konuşulur oldu,

birçok adım atıldı.

Değişmeyen tek şey ise çatışmalı sürecin  devam etmesidir.

 

İşte böylesi süreçlerde kenti idare edenlerin önemi iki kat daha artıyor. Diyarbakır yıllarca yeni bir ‘Gaffar baba’ bekledi. Yeni bir ‘Gaffar baba’ özlemiyle yanıp tutuştu.

 

16 yıl önce Diyarbakır da görev yapan ve son kararname ile Diyarbakır’a atanan Recep Güven’in gelmesiyle acaba yeni bir ‘Gaffar baba mı?’ geldi sorusu sorulmaya başlandı.

 

Recep Güven, şimdiden söylemleriyle, yaptıklarıyla ve yapmayı düşündükleriyle farkını ortaya koydu. O her ne kadar ‘Ben Gaffar Ağabey gibi olamam’ dese de, halk daha işin başında bu yakıştırmayı yaptı bile..

 

Recep Güven, Pazar günü polisevinde medya mensuplarıyla tanıştı. Toplantıda bende bulunuyordum. Güven’le ilk kez karşılaşıyorduk. Nasıl biri olduğunu doğrusu çok merak ediyordum.

 

Güven’in bende yarattığı ilk intiba, güler yüzlü, kültürlü, empati yapmasını bilen bir porteydi. Güven, konuşmaya başlayınca ise bütün gazeteci arkadaşlarla birlikte söylediklerini hayretler içinde dinledik.

 

Güven’in söyledikleri, çok önemliydi. Güven, geçmişle mutlaka hesaplaşılması gerektiğini, geçmişin mağdurları olduklarını ifade ettikten sonra ‘Eğer, dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz. Ama eline silah alıp çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Ben bu iki cümle arasında gidip geliyorum. Benim yitik evladım dağa çıkmış keşke ulaşabilseydim, keşke ona normal bir hayat sunabilseydim. Çocuklarımız dağa çıkmışsa bunda bizimde sorumluluklarımız vardır. Hiçbir insanımız ölmemeli. Önce vatan değil, önce insan’ söylemleriyle adata ezberleri bozdu.

 

Bir görüşte, bir konuşmada insanları tanıyabilir miyiz?, Tabiî ki tanıyamayız. Ama Güve’nin, bende yarattığı ilk izlenim, samimi ve alçak gönüllü olmasıydı. Ha birde sanatçı yönü var. Güven, şiir yazıyor, tiyatroyu seviyor. Sanatçı yanı da kişiliğiyle örtüşmüş. Çünkü, hep annelerin gözyaşının akmamasından dem vurdu.

 

Recep Güven ikinci ‘Gaffar baba’ olur mu bilemem. Ama iz bırakan biri olacağından eminim.

 

Son bir not, Recep Güven, Diyarbakır’ın ‘Recep babası’ olsun, bahtı, ‘Gaffar baba’ gibi olmasın.

 

Sevgiyle kalın.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık