Ahin GÜNEŞ

YEREL SEÇİMLER ÜZERİNE KISA ANALİZ


Ahin GÜNEŞ
3 Nisan 2014 Perşembe 07:01

Öyle ya da böyle yankısının bir hayli daha konuşulacağı bir yerel seçimi daha geride bıraktık.

Sayın Güvenç’in AKP’den aday gösterildiği andan itibaren gerek onun ve gerekse BDP’nin adayı Sayın Osman Baydemir’in Urfa’dan aday gösterilmeleri konusunda bakışımı ve fikirlerimi yeterince beyan ettim.

Bu konudaki görüşlerimi de bizzat ikisinin de farklı zamanlarda bizi ziyaretlerinde, kendilerine ifade ettim.

Yazılarımız da neyi savunduysak, seçim döneminde bizi ziyaretlerinde de aynı görüşlerimizi zerresine kadar değiştirmeden kendilerine ifade ettik. Tarafsız ve objektiflik ilkesine bağlı kalmaya gayret göstererek haberlerini yaptık. Eleştirilerimizi yaptık. Üzerimize düşeni yaptık. Bu yüzden bu konuda fazla şeyler yazmayı gereksiz buluyorum.

Şimdi bize düşen yani sadece basına değil, oy verip AK Parti’yi ve Celalettin Güvenç’i başarıya ulaştıran seçmenlere de düşen seçim beyanlarında verdikleri 763 gibi iddialı bir rakam içeren projelerin 5 yıl da hayata geçirilip geçirilmeyeceğini takip etmek.

Ve ben aşağıda vurgulayacağım nedenlerin sonucu olarak, Urfa'da seçim sonrası yaşanan gerilimli ortamı anlamakta zorluk çekiyorum.

Çünkü;  tarafsız ve objektif olarak söylemek gerekirse; Celalettin Güvenç bu başarıyı sonuna kadar hak etti.

Neden mi?

Urfa'ya vali olarak atandığı günden itibaren doğal bir aday gibi kolları sıvadı devletinde imkanlarını da kullanarak, aday olacağını bilircesine, halkla buluştu, köy köy, oda oda dur durak bilmeden çalıştı.

Sayın Bakan Faruk Çelik bile adayını yalnız bırakmadı. Güvenç aday olarak açıklandıktan sonra deyim yerindeyse o da köy köy oda oda dolaştı.

Sonuçta ne oldu:

Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a olan Urfa'daki sarsılmaz sevgi  +  Bakan Faruk Çelik  +  Celalettin Güvenç'in ilk günden başlayan karış karış çalışması + Urfa daki siyasette başarıya giden her yol mübahtır anlayışına sahip, il yönetimi , AK Parti'li vekillerin nüfuzlarını kullanıp özel ve üstün gayreti ile Güvenç bahsedilen başarıyı sağladı.

Ve ipi göğüsledi.

Seçim sonucu ile ilgili olarak AK Parti cephesinde durum bu. Şimdi;  bize düşen, halkın bu tercihine saygı duymaktır. Kabul etmektir.

Peki, BDP cephesinde Urfa'da ne oldu?

Her şeyden önce Urfa'ya aday olması dayatılan Baydemir Urfa'ya yalnız geldi. Yalnız bırakıldı. Seçim çalışmalarında yalnız çalıştı. Yalnız kaybetti...

Çünkü seçime bir iki ay kala seçmenleri ve kamuoyunu fark eden sadece yaptıkları basın açıklamaları ile basınla ve halkla buluşan BDP de canla başla çalışması gereken vekilinden il yöneticilerine etkili ve etkin bazı kimseler gerektiği gibi çalışmadı. Bir yerde Baydemir'i yalnız bıraktılar.

Ve BDP sadece Baydemir'in Urfa siyasetine getirdiği kendine has fark ve rüzgârla %17 olan oy oranını %30'a çıkarabildi.

Şimdi "Elektrikler kesildi."  "Oylar çalındı."  "Oylar yakıldı." veryansınını yapan BDP’ye, MHP'ye, SP’ye ve diğer kaybeden tüm kesimlere ise tavsiyem şudur:

"Davanızla sadık olup, küçük olsun benim olsun anlayışından kurtulmadıkça, safları sıkı tutmadığınız müddetçe, araya nifak tohumlarının, ihanetin, kayıpların ve yenilgilerin girmesi kaçınılmazdır. Zira boş bıraktığınız boşlukları dolduracak bir dolgu malzemesi her zaman vardır.”

Sonuç olarak,

Bu seçim Urfa'da siyaset arenasında birçok şeyin değişiminin gerektiğine vesile olmuştur.

Seçimi uçuk farkla kazananların da, kaybedenlerin de bir sonra ki seçimler için şimdiden şapkasını önüne alıp, kendi ile samimi yüzleşmesi gerektiğinin kaçınılmaz gerekliliğini ortaya koymuştur.

Zira bir sonraki seçimlerin bu günkünden de çetin ve rekabeti yüksek bir ortamda geçeceği kesindir. Çünkü, artık Urfa’da klasik seçim stratejilerinin devri kapanmış, çıtası yüksek bir ortam oluşmuştur.

Bu yüzden, yukarıda açıklamalarımızın ışığında seçim sonunda kazananın gerçekten Urfa ve halk olması dileği ile herkese saygılar..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık