Şeyhmus İDRİSOĞLU

YOK SAYILAN KÜRTLER


Şeyhmus İDRİSOĞLU
16 Ağustos 2012 Perşembe 18:44

Uzun zamandır sizden ayrıyım. İçimdekileri sizlerle paylaşamamanın hayli sıkıntısını çekmekteyim. Bu yazıyı yazdığım gün kadir gecesi öncesiydi. Ülkemizde yaşanan sıkıntıların defi, ayrıca huzur ve  barışın sağlanması için dilek ve temennilerde bulunmak her vatandaşın görevi diyerek bir yazı yazmak istedim.

Bu girişten sonra esas konuma geliyorum. Ortadoğu da gündem, Kürtlere kilitlenmiş durumda. Yüzyıllarca yok sayılmış bir halkın, varlık mücadelesini gören dünya devletleri, bu mazlum halkın kaderini değiştirmek için soyunmuş gibidirler.

Ortadoğu’nun kadim halkı olan Kürtler, bu bereketli topraklarda bir bütün halinde yaşarlardı. Yaşadıkları bu coğrafyanın adı Kürdistan’dı. Osmanlı İmparatorluğu’nun kendilerine verdiği yarı özerk diyebileceğimiz bir statüyle Kürtler yönetilirdi.

Osmanlı İmparatorluğu ulus-devlet milliyetçiliğine nazaran kendileriyle özleşen ümmetçiliği daha insani görüyorlardı. İmparatorluk monarşi rejimi olmasına karşın, doğaya ve topluma müdahale etmiyordu. Sosyal ve kültürel ilişkilerde kendini dışa vurarak daha güvenli bir yaşam sağlanan Kürtler, fazla problem olmadan yaşamlarını idame ediyorlardı. Ta ki birinci dünya savaşı başlayana kadar.

Bu savaş emperyalist devletlerarasında ki dünyayı paylaşım savaşıydı. Bu paylaşım sırasında dünyada kuşkusuz en çok etkilenip ve yok sayılan halk Kürtlerdi. Bu zorlu geçen savaşların bitiminde emperyalistler ganimetlerden pay kapma mücadelesindeyken, Kürt denen bir halkın ve coğrafyasının varlığını akılarına bile getirmemişlerdi. En büyük nedeni Kürtler Osmanlı’ya silah doğrultanların ellerini sıkmak yerine onlara karşı cephe almaktaydı.

Mezopotamya’nın kadim halkı Kürtler, kendi topraklarında ikinci, hatta üçüncü sınıf vatandaş durumuna düşüp, her bir parçası bir ülkenin güdümünde kalmıştı. Kürt, artık Kürt değildi. Kart Kurt’tu, Arap’tı, Türk’tü, Fars’tı ve bu halkın adını anmak kimliğini söylemek yasaktı. Yazılan fermanlar böyle emir buyurmaktaydılar.

Egemenler bu topraklar üzerinde yaşayan insanların üzerinde nemalanıp keyif sürmekle kalmayıp, insani bir yaşam için kendilerini mücadele içinde bulan insanların çığlığını da duymayıp görmezden geldiler.

Peki, ne oldu?

On yılarca “yok” dediğiniz halk yok olmadı. Dilleri, kültürleri, unutulmadı. Haritadan da silinmediler. Onları inkâr etmek, işkenceden geçirmek sadece acı verdi. Yaşamlarına konulan ipotekler bir işe yaramadı. “yaşamak direnmektir” şairiyle gün oldu, devran döndü dünya Kürt’ün varlığını kabul etmek zorunda kaldı.

Örnek olarak, fizik yasalarıyla oynamak felaket getireceği gibi, sosyal yasalarla da oynanırsa benzer felaketler getirdiği görüldü.Bunca savaşın açlığın, yok sayılmanın nedeni görüldüğü gibi yok sayılan toplumun değerlerinden kaynaklıdır.

İşte egemen güçlerin toplumun yaşam alanını, özgürlükleri yok sayıp görmezden gelme neticesinde, başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı ateşin içine atmışlardır.

Geçmiş tarihte egemenlerin lehine yapılan tüm oluşumlar iflas etiği gibi kendi başlarına da bela olmuştur. Bugün ne oldu egemenler kendi elleriyle ezdikleri halkın lehine düzenlemeler içersine girmişlerdir, yok sayılıp inkâr edilen bu halk, diliyle, kültürüyle, diniyle tarihin tozlu sayfalarıyla kendilerin silkeleyip bu dünyada kendilerinin de  var olduklarını dünya halklarına haykırdılar.

Irak şimdide Suriye deki Kürt orijinli yapılanmaya istediğiniz kadar hayır deyin, tehdit edin inanın değişen hiçbir şey olmayacak su akacak yatağını bulacak. Unutmayın A.B.D nin orta doğudaki planında ırak’taki Kürt oluşumu Türkiye’den sonra en büyük müttefiktir bunu Suriye ve İran’ında takip edeceğini Kürtler “kendi kaderlerini tayin etmek” için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini düşünenlerdenim.

Gelelim Türkiye’ye üzerine düşen rolü oynamalı özerk bir Kürt oluşumuna müsaade etmeli yoksa Kürtleri farklı arayışlara itebilir, aksi halde “pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir” atasözüyle yazıma son veriyorum.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık
urfa / şanlıurfa / şanlıurfa haber / urfanatik / urfa star