Mustafa GÜNEŞ

YUNANİSTAN’IN AVRUPA DEPREMİ


Mustafa GÜNEŞ
7 Şubat 2015 Cumartesi 11:35

        YUNANİSTAN’IN AVRUPA DEPREMİ

Adı, Alexis Tsipras (Çipras). Ancak öğrendiğimize göre, Che’den esinlenerek adını Chepras olarak yazıyormuş. Henüz 41 yaşında, İnşaat mühendisi. Komünist orijinli, şimdinin “demokratik sosyalisti” ve üç gündür Başbakan.

Başında bulunduğu Yunan Solu’ndan oluşan SYRİZA Grubu geçtiğimiz Pazar seçimleri (iki eksikle) kazandı, şimdi hükümet.
        YUNAN HALKI BİR ATEİSTİ SEÇİYOR

Yunanistan, devleti ve milletiyle AB üyesi olur olmaz aldığı yardım ve destekleri, lotodan para çıkmış züğürdün harman savurduğu gibi üretim ve istihdam için kullanacağına, kitleleri memnun etmek namına tüketime yönlendirmiş ve sonunda ikramiye gözüyle baktığı paralar tükenince kolay yıkılamayacak bir duvara dayandı.
        Kısacası 200 milyar Euro borçla, halk deyimiyle ,“harç bitti amele paydos” durumuna gelindi.
        Bunun üzerine Yunan Hükümetleri de çıkmaza giren dünyadaki her hükümet gibi ilk iş olarak kontrolsüz tüketimi durdurmak için “kemer sıkma” ve gelirleri düşürme yönüne gidince, ortam kısa sürede gerilip sosyal depreme dönüştü. Neticede toplumda gelişen karşı tepki, en radikal ve en marjinal siyasi gruba yönelerek Çipras’ı Başbakan etti.
         BİR KAÇ DEPREM BİR ARADA

Böylece Çipras ve başında bulunduğu radikal koalisyonun hükümet kurmasıyla Yunanistan ve Avrupa’da uzun yıllar unutulmayacak büyük siyasi depremleri de tetiklemiş oldu.
        Artçıları saymazsak, ana depremleri özetle şöyle sıralamak mümkün;
        1-Yunan Halkı; komünist orijinli seçim boyunca “ateist” olduğunu açıkça beyan etmiş ve bu özelliğinden en ufak bir taviz vermeden siyaset yapıp seçim sürdüren bir kişiyi ve başında bulunduğu grubu iktidar etmek için oy vermiştir. Bu olgu bırakın Yunanistan’ı Avrupa demokrasi tarihinde bile bir ilktir.
         Elbet Avrupa’da değişik tarihlerde ateist olduğu bilinen pek çok lider seçilmiştir. Ancak seçim çalışmalarında ateistliğine vurgu yaparak seçilmiş kimse yoktur. Yani onların ateistliği herkesçe bilindiği halde kimse tarafından bir türlü dile getirilmemiş bir ateistliktir.
        Kısaca onlar hep utangaç (belki de korkak) ateistler olarak kalmışlardır. 
        2-Çipras ve başında bulunduğu hükümet, uluslararası klasik teamül ve kuralları takmayacağını, ilk iş olarak kemer sıkma işinden vazgeçeceğini, AB’ye olan borçlarını ödemek niyetinde olmadığını, kitleleri işsiz bırakacak özelleştirme programlarını iptal edeceğini ve sosyalist ekonomi politikası güdeceklerini ilan etti. Bu kararlı tavırlarının da AB ve Avrupa’yı sarsacak büyük bir depremi tetikleyeceğini çok kısa sürede görülecektir.
        3-Hıristiyanlığın Roma tarafından resmi ve tanınmış din olarak ilan edildiği MS 360’lı yıllardan beri hemen bütün Avrupa ve Yunanistan’da iktidara gelecek krallar dahil istisnasız herkes, rahiplerin elindeki İncil’e elini basarak yemin içmişti. Çipras, tam 1600 yıllık ve kimsenin itiraz etmeye cesaret edemediği, tamamen din ve toplumsal baskı nedeniyle istemeyerek de olsa boyun eğmek zorunda kaldığı kemikleşmiş bir geleneği yerle bir etmiştir.
Tabi kravatsız dolaşması, bu depremin yanında basit bir artçı sarsıntıdan öte anlam taşımadığını izaha gerek yoktur.
        4-İnsanlık Tarihine baktığımızda, kitleler umutsuzluğa düştükleri, geleceklerinden endişeye kapıldıkları zamanlarda hiç şaşmaz bir biçimdedin ve tanrıya sığındıklarını görürüz.
        Son Yunanistan Seçimi bu kuralın tam tersi bir yönelmeyle ateist olduklarını bile bile Çipras ve başında bulunduğu cepheye oy vermiştir. İşte asıl depremin merkezi bu noktadır ve çok da uzak olmayan bir gelecekte bu rüzgar hala rahiplerin ellerindeki İncil’le yemin içen Avrupa ülkelerini de saracaktır.
        Bunlardan ayrı olarak Yunan halkının bu tercihinden şunları anlayabiliriz;
        A-Demek ki çağ ve teknoloji öyle bir aşamaya vardı ki, toplumlar çok sıkıştıkları ve umutsuzluğun gırtlağa dayandığı durumlarda, eskiden olduğu gibi “Tanrı” , “İnanç” veya “din”e yöneleceklerine, pratik sonuç ve fayda bekledikleri takdirde, hepsini bir tarafa bırakarak “ateizm”e dahiyönelebilmektedirler.
        B-Ya da Yunan Halkı’nın eğitim ve dünyayı algılayıp kavrama seviyesi o kadar olgun ve yüksek bir seviyeye ulaşmış ki, artık klasik din ve milliyet kavramlarının çok anlam ifade etmediğini, çözümü metafizik güçlerden bekleyeceğine, somut ve materyalist pratiklerle çözülebileceği bilincine varmıştır.
        Kimileri toplumun üçte birinin bu tercihi yapmış olduğu için basite indirgeyici bir tutuma girebilir. Ancak dünya demokrasi evrimine baktığımızda bu oranın bu güne kadar yüzde 5’leri aşamadığı görülecektir. Dolayısıyla bu oranın, irade özgürlüğünün tam olarak sağlandığı seçimlerde alınmış olması bakımından dünyada bir ilktir.
        BAŞARI ŞANSLARI NEDİR?

Hemen belirteyim ki, Kobani Zaferi’yle Çipras’ın Başarısı haberlerinin çakışması beni ve bu arada demokrat olan herkesi inanılmaz sevince boğmuştur. Çipras’ın da bundan sonraki bu zorlu mücadeleden Kobani Zaferi gibi bir zaferle çıkmasını bütün varlığımla istediğimi söylemeye gerek yok.
        Ne var ki önlerindeki objektif durum, bu sevince burukluk katıyor.
        Seçim süresince verilen sözlere göre; hem sıkılmış kemerler gevşetilecek, hem orta sınıf ve çalışan kesimlerin gelirleri kısılmayacak, hem dış borçlara rest çekilecek, hem de devletin sırtındaki kara delikler olarak tanımlanan KİT’lerin özelleştirmesinden vazgeçilecek…
        Ne var ki ekonomi kuralları merhamet, romantizm, temenni ve utanma bilmez.Hiçbir utanma ve sıkılma hissetmeden size değirmeni döndürecek suyun nereden ve nasıl temin edeceğinizi mutlaka sorar.
        Elbet bu suyu buldukları takdirde sonuç harika olacaktır. Ancak bulamadıkları takdirde de büyük bir hayal kırıklığı ve çöküntü olacağı kesindir.
Ne kadar sevinsek, ne kadar umutlansak da bu soru ayakkabımızdaki kum tanesi gibi ayağımıza batmayı sürdürecektir.
        “İnşallah korktuğumuz olmaz”, diyeceğiz. Ama bildiğiniz gibi ateist ve materyalistlerin “inşallah” gibi bir fantezileri yoktur.
        Şimdilik sadece umutlanmak ve bütün ruhumuzla başarmalarını istiyoruz.
Ancak sonuç ne olursa olsun, bu bir başlangıçtır ve başarılmasa bile olanlarla ilgili tartışma yıllarca dünya gündeminden düşmeyecektir.
         Özellikle 1700 Yıllık Piskoposun bir ateistle tokalaşıp sarışmak zorunda kalması ve İncil’siz yemin töreni…
        Yolun açık ve zihnin olsun Sevgili Chepras.

        30.1.2015

            Mustafa Güneş/URFA


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik







Yukarı Çık